Anasayfa
Farklı bir yoldan yeni bir başlangıca doğru: Mikro-sektin alternatifi - Hal Draper PDF Yazdır e-Posta

1971 yılında Amerikalı sosyalist devrimci Hal Draper (1914-1990) tarafından yazılan makale, sol örgütlerin inşasına dair eleştirel düşünceleri Marx ve Engels’ten Lenin ve Troçki’ye uzanan tarihsel bir çerçeve içinde ele alıyor. Draper, her ne pahasına olursa olsun küçük-sekt (mikro-sekt) yolundan kaçınmak gerektiği sonucuna varıyor. Draper’ın makalesi, eski bir makale olmasına karşın, halen çözülmemiş sorunlara işaret ettiğinden  belirli açılardan güncelliğini koruyor.

Soru değişmedi: Devrimci sosyalist bir parti nasıl inşa edilir? Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzyılın son üçüncü çeyreğinde (İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden itibaren) bu amaca doğru kayda değer bir ilerleme olmadı. Amaç hâlâ orada; fakat bu amaca giden yol yeniden sorgulamadan bağışık düşünülemez. Gittiğimiz yol bizi kör bir kanyona götürüyor. Geriye dönüp başka bir yola sapmalıyız, bu geri dönüş bizi olduğumuz noktadan biraz geriye atsa da. Uzun süredir zorlukla gittiğimiz yolun bir adı var: sektin yolu. Bunu ileride tanımlayacağız (1*). Ne zaman ve nasıl başladığını göreceğiz. Ve neden bizi kaybolmaya götürdüğünü, yani şimdi nerede olduğumuzu açıklayacağız. Tarihin başka bir yolun, farklı bir yolun varlığını gösterdiğini ileri süreceğiz. Aslında, problemi enine boyuna düşünmeden, 1964'ün başında yerel kulüplerin oluşumunu cesaretlendirerek Bağımsız Sosyalizm'in politik bir eğilim olarak canlandırılması için Bağımsız Sosyalist Komite oluşturulduğunda başka bir yolda başlamıştık. (İlk Bağımsız Sosyalist Klüp, Berkeley kampusünde, 1964 sonbaharında oluşmuştu.) Fakat o zaman bunu sekt tipi örgütlenmenin alternatifi olarak düşünmemiştik. Sonuç olarak, yeni yeni oluşan Bağımsız Sosyalist Hareket kolayca tanımlanabilecek baskılar sonucu "sekt" izine doğru kaydı. Bu durum üzerine şimdi düşünmeyi öneriyoruz.

Devamını oku...
 
SENDİKA HAKTIR, PARASIZ EĞİTİM İÇİN MÜCADELE MEŞRUDUR - Kemal Ulusoy PDF Yazdır e-Posta

Hükümetin okullar tatilken üniversite harçlarına yapmayı planladığı % 8’den % 500’e varan harçları protesto etmek için DİSK’e bağlı Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen) 10 Ağustos’ta Ankara’da Bakanlar Kurulu toplantısının yapıldığı gün toplantının yakınında eylem yaparak harçların ve yeni yapılacak zamların bilimsel olmadığı ve ülke gerçeğini yansıtmadığını belirten bir dosyayı Milli Eğitim Bakanı’na ulaştırmayı denediler. Aralarından seçtikleri 3 kişilik heyet emniyet görevlilerin yönlendirmesi sonucu yetkili bir merci bulup dosyayı iletmek üzere yola çıktı, kalanlar oldukları yerde oturma eylemi başlattı. Heyet ve diğer grup akşam saatlerine dek oldukları yerde Bakan’la görüşmeyi bekledi ve herhangi bir uyarı ya da polis müdahalesi ile karşılaşmadı. Ancak TV ve radyolardan zam yapıldığı haberinin kesinleştiği ve toplantının sona erdiği duyurulduktan sonra, Genç-Sen’lilerin toplantının yapıldığı yere doğru yönelmesi sırasında yaşanan arbedede 14 kişi gözaltına alındı. 

Devamını oku...
 
Şeker- Tekel- Dereler, Kâr Değil Toplumsal Yarar - Ecehan Balta PDF Yazdır e-Posta

Toplumsal zenginliğimiz parça parça satılıyor. Tekelimiz, şekerimiz, çayımız, ormanlarımız, elektriğimiz, suyumuz, ulaşım araçlarımız, derelerimiz… Birlikte ürettiğimiz ne varsa parça parça şirketlere peşkeş çekiliyor. Sonra da utanmadan, bu milletin parasını kimseye yedirmem diyorlar. Tekel’i BAT’a niye yediriyorsun o zaman? O zaman şekeri Cargill’e niye yediriyorsun? GDO’lu şekeri halkına niye yedireceksin? Derelerimizi kimlere verdin? Ormanları kimlere satıyorsun? İşte diyoruz; evet, bu halkın parası, ortak değeri, toplumsal zenginliği; yani benim... Ben, onu sermayeye yedirmeyeceğim, yedirmene de izin vermeyeceğim.

Devamını oku...
 
Tekel direnişi: Sendikal bürokrasi ve mücadeleyi genelleştirmek - Ecehan Balta PDF Yazdır e-Posta

Türk-İş Tek Gıda İş üyesi Tekel işçileri, bir aydan fazladır yakındır Ankara’da Türk-İş’in önünde, Tekel’in özelleştirilmesinden ve işyerlerinin kapanmasından sonra kadrolarının başka işyerlerine kaydırılması talebiyle ve adına 4/C denen güvencesiz çalışma koşullarından korunmak için eylemde. (4/C’ye tabi olanlar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesine göre bir yıldan az süreli ya da mevsimlik çalışan ve “işçi sayılmayan” kimselerdir.)

Bu eylemin son yıllarda yaşanan “bildiğimiz” eylemlerden farkı ve onu değerli kılan unsur, yukarıdan aşağıya bir çağrı ile değil, aşağıdan yukarıya örgütlenmiş olması.

Devamını oku...
 
"Tıkır Tıkır" Çalışan Ekonominin 2010 Bütçesi - Barış A. Özden PDF Yazdır e-Posta

2010 yılı bütçe tasarısı 25 Aralık günü mecliste fazla gürültü patırtı koparmadan kabul edildi ve yürürlüğe girdi. Zaten 2010-2012 yıllarını kapsayan ve bütçe rakamlarına da temel teşkil eden Orta Vadeli Programa (OVP) ve Mali Plana da fazla ses çıkarmayan meclis muhalefeti, bütçe görüşmelerine de pek rağbet etmedi, oylamada koltukları boş bıraktı. Ama esas ilginç olan ekonominin bir yılı aşkın bir zamandır küçülmesine, bu dönem boyunca bir buçuk milyona yakın insanın işini kaybetmesine ve reel ücretlerin resmi istatistiklerle de tespit edilmiş olduğu gibi hızla gerilemesine rağmen emek örgütlerinin bu sessizliği bozacak bir eylem programı geliştirememesi oldu. Halbuki OVP ve onun uzantısı bir dizi genelge ve rehber, önümüzdeki üç yıllık dönemde makroekonomik göstergelerin olası gelişimini ve uygulaması öngörülen politikalarla beraber bunların nasıl bir “yönetişim modeli” içinde hayata geçirileceğini gösteriyor. Dolayısıyla bütçenin yanı sıra diğer mali ve iktisadi politikalar da siyasi mücadele ve tartışmanın dışına çıkarılmaya çalışılıyor. İşte 2010 bütçesi böyle bir ortam içerisinde yürürlüğe girdi. 

Devamını oku...
 
Hrant'a Merhaba! - Masis Kürkçügil PDF Yazdır e-Posta

“biz ki sessiz ve yağız”
Hilmi Yavuz

Hadise ağır olduğu kadar derindir. Bir cinayetin anatomisine meraklı olmaktansa, on binlerin mazlum ve madunluklarını böylesine dile getirilişlerine bir anlam verilmelidir. Hadisenin tarihselliği cinayetin şekli şemailinde değil Hrant'ın insanlarda yarattığı umuttadır.

Ölümü ona asla yakıştırmadık, hüznü on binlerin sessizliğinde taşıdık. Artık dünya alem biliyor, bu dünyadan bir Hrant geçti...
Hrant yoksa bizim hayatımızda artık olmayan ne? Yetişme yıllarındaki en yakın dostuyla aynı kaderi paylaşsa hiçlikten herşeyliğe giden yolda aynı yerde mi olurdu?

Devamını oku...
 
Daniel Bensaid'i kaybettik PDF Yazdır e-Posta

Eski Devrimci Komünist Birlik (Ligue Communiste Révolutionnaire) yeni NPA (Yeni Antikapitalist Parti) üyesi Daniel Bensaid, bu sabah 63 yaşında hayata gözlerini yumdu. 1946 yılında Fransa’nın Toulouse şehrinde dünyaya gelen Bensaid, 1966 yılında Genç Komünist Birlik üyesi olmuş, 1968 Mayısında aktif bir rol üstlenmiş, 1969 yılında ise Devrimci Komünist Birlik’in kurulmasında çalışmıştı. 2008 ve 2009 yıllarında da aynı gayreti Fransız Yeni Antikapitalist Parti’nin kurulmasında gösterdi. Paris VIII Üniversitesinde öğretim üyeliği de yapan Bensaid, çağımızın en güçlü Marksist filozoflarından biri ve yoldaşımızdı. Köstebek ve Lokomotif (Yazın), Alain Krivine ile birlikte yazdığı 1968: Son ve Devam (Yazın) adlı eserleri Türkçe’ye de çevrilmişti. Bensaid, "Çağımız İçin Marx", "Günümüzde Devrimci Strateji" gibi çok sayıda kitabın yazarıydı.

Devamını oku...
 
Bir Sayfa Kapanırken (Yeni Anti-Kapitalist Parti’nin Kuruluşu) PDF Yazdır e-Posta

(Geçtiğimiz gün kaybettiğimiz Daniel Bensaid’in son dönemde çok emek verdiği Yeni Antikapitalist Parti hakkında yazdığı bir yazıyı, kısa da olsa bir muhasebe denemesi de içerdiğinden aktarıyoruz.)  

Troçkizm referansını hiçbir zaman kendimizi diğerlerinden ayırmak için kullanmadık. Bu bizim için daha çok bir polemik meselesiydi. Troçkist etiketini Stalinistlerle kavgamızda benimsedik –ama onu hiçbir zaman ne nevrotik bir kimlik haline getirdik ne de bu mirasın önemini hafifsedik.

Devamını oku...
 
Daniel Bensaïd’i Andık... PDF Yazdır e-Posta

Yeni yılın ilk günlerinde kaybettiğimiz yoldaşımız Daniel Bensaïd’i 26 Ocak günü  İstanbul’da düzenlediğimiz bir buluşmayla andık. Sosyalist Demokrasi için Yeniyol’un ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda, Daniel’in, tabir yerindeyse, “komünizmin içine doğduğunu” ifade eden Masis Kürkçügil, Toulouse’un işçi mahallelerindeki mütevazı aile meyhanesinden ve futbola olan tutkusundan IV. Enternasyonal’in düşünsel ve politik önderliğine uzanan bir anlatı içinde, nevi şahsına münhasır bir devrimci olarak Daniel’i resmetti. Fransız Komünist Partisi’nin gençlik örgütü JCR içinde siyasal mücadeleye atılışını, sol muhalefet geleneğiyle tanışmasını, 1968’de Nanterre’ın kampuslarında doğan 22 Mart hareketindeki rolünü, LCR ve NPA içinde mücadeleye devam edişini anlattı. Tüm bu politik pratiğin yanı sıra onun nasıl çağdaş Marksist düşüncenin en özgün figürlerinden biri haline geldiğini açıklayan Kürkçügil, Daniel’in, Marx’a dönerek değil Marx’tan bakarak komünizmi yeniden düşünme önerisini tekrarladı. Bir başka büyük devrimcinin, Blanqui’nin, Daniel için önemini anımsatan Kürkçügil, onun en karanlık zamanlarda bile dinmeyen “melankolik” cesaretini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

 

 
TEKEL, 4-C, 4-B, Hukuki Mücadele mi? Sınıf Savaşı mı? - Kemal Ulusoy PDF Yazdır e-Posta

Bu yazının yazıldığı  dakikalarda TEKEL işçilerinin Ankara sokaklarında geçirdiği 44. gün bitmek üzere. Hükümete tanınan süre dolmuş durumda. İşçi ve memur konfederasyonları ise 28 Ocak’ta başbakan ile yapılacak olan görüşmede sonuç alınamazsa 3 Şubat gününü iş bırakmak için belirlemiş bulunuyor.

Türk-İş’e bağlı  Tek-Gıda-İş Sendikası üyesi TEKEL işçilerine işyerlerinin kapısına kilit vurulması gerektiği söyleniyor. Hükümet TEKEL’i tütün ve alkol piyasasını özelleştirdiği gibi özelleştirme yoluna gitmeden kapısına kilit vurarak devre dışı bırakma kararı vereli aslında çok uzun zaman oluyor. Ve fakat tüm mücadele dinamikleri sendikal bürokrasinin ayaklarının altında kalıp atıllaştırılan işçi sınıfı, geldiği son noktada bıçak boğazına dayanırken direnç gösterip, sınıfsal dinamiklerinin farkına varıyor. Aslında TEKEL’de gelinen noktanın baş mimarı önceki uygulamalara ses çıkarmadan “acemiliğimize geldi” diyen sendika yönetimidir. Yoksa sendika direnişi örgütlemiş değildir; aksine işçiler sendikayı direnme noktasında örgütlemiş ve geçirilmek istendikleri 4-C statüsüne karşı mücadeleyi önlerine koymuşlardır.

Devamını oku...
 
Obama: Umuttan Kâbusa - Aykut T. Kılıç PDF Yazdır e-Posta

Bir yılın ardından Obama yönetiminin ‘değişim’ vaadi büyük bir kâbusa dönüşüyor. Her ne kadar Wall Street medyası anlaşılması hayli güç sayısal verilerle krizin seyrine ilişkin bir iyimserlik havası yaymaya çalışsa da işsizlik, yoksulluk ve mülksüzleşme gizlenemeyecek boyutlara ulaşmış durumda. Söz konusu iyimserlik Şangay’dan New York’a kadar dünya borsalarındaki kısmi canlanmayla alakalı. Fakat bu kriterdeki sınıfsal önyargıya dikkat etmek gerekiyor: Borsadaki değerlenmeye sevinmeliyiz çünkü işçiler için istihdam ve ücret yaratacak ‘reel ekonomideki’ canlanma bir kural olarak finans sektöründeki iyileşmeyi takip eder. Özellikle Anglo-Sakson dünyasında 2002’den 2007’nin sonuna kadar finans sermayesindeki genişlemenin ‘istihdam yaratmayan bir büyüme’ olduğu büyük ölçüde unutulmuş görünüyor ve medya da bu amneziyi hayli başarılı bir şekilde yaymaya devam ediyor.

Devamını oku...
 
Karakoldan Kültür Merkezine Bir İşgalin Hikâyesi! - Nazım C. Kurmuş PDF Yazdır e-Posta

2009 yazında Ankara’daki birkaç jandarma bölgesinin polise devredilmesiyle ODTÜ de jandarma bölgesi olmaktan çıktı. Boşaltılan jandarma karakolunun akıbeti ise tamamen bir muallak içerisindeydi. Rektörlüğün binayı arşive çevirme planının karşısına öğrenciler üç bine yakın imza toplayarak öğrenci topluluklarının başını çektiği bir “öğrenci kültür merkezi” talebi ile çıktılar.

Rektörlüğün sözlü  olarak verdiği, tatmin edicilikten son derece uzak sözler karşısında artık eyleme geçme ihtiyacı hisseden öğrenciler talep etmeyip işgal ederek 24 Aralık’ta karakol binasını tüm öğrencilere açtılar. Bunu takip eden süreçte karakolda olası bir polis müdahalesine karşı nöbetler tutulmaya başlandı. Rektörlük tarafından elektriği, suyu ve doğalgazı kesilen binayı öğrenciler düzenledikleri eşya kampanyası ile döşediler. Tüm olanaksızlıklara rağmen film gösterileri, konserler ve söyleşiler düzenlendi. Karakol işgali sürecine TEKEL işçileri de ziyarette bulunarak ve çiğ köfte partisi düzenleyerek destek oldular.  

Devamını oku...
 
Unutma! - Masis Kürkçügil PDF Yazdır e-Posta

Hrant’ı herkes kendi meşrebince anacaktır. Farklı dostluk ve ilişkiler içinde, hele hele kendisi bir siyasal vasiyetname bırakmamışken, herkesten tek tip bir anma beklemek anlamsız olur. Şehitlerle (martyr’lerle) yaşayanlar arasındaki ilişki, kendine acımadan esinlenmeye, tevekkülden direnmeye, teslimiyetten yitirilenden eksik kalanı tamamlamaya uzanabilir. Hrant’ı gayri adil ve hatta gayri insani bir dünyada yaşanası bir umudu yeşertmeye çalışan insanlardan biri olarak hatırlayanların öncelikle yapmaları gereken, onu unutmamak ve unutturmamaktır. Bu belleği sürekli kılmak ise bir cinayetin anatomisinin veya hukuki düzeyin çok ötesine uzanır.

Her dönem kendine uygun insanları  bulamazsa, onları yaratırmış. Hrant’ın katledilmesini büyük felaketin bir devamı olarak görmekte önemli bir gerçeklik payı vardır; biri olmasa onun yerine bir başka katil peydahlanabilir-peylenebilirdi.

Devamını oku...
 
17 Ocak Eylemi ve Tekel Direnişi - Önder Eren Akgül PDF Yazdır e-Posta

17 Ocak Pazar günü Ankara Sıhhiye Meydanı’nda gerçekleştirilen kelimenin tam karşılığı ile büyük işçi mitingi, sadece Tekel işçileri için değil, aynı zamanda bütün sınıf hareketi açısından da umut verici bir hadiseydi.
34 gündür Tekel işçileri sadece özlük hakları için değil, aynı zamanda bu mücadeleyi yürütmek için Türk-İş bürokrasisine karşı da mücadele verdi. Daha doğrusu, hakları için mücadeleyle sendika bürokrasisini aşmak için verilen mücadeleyi iç içe gördü. İşçiler direnişin bizzat içerisinde, bir yandan devlet bir yandan da sendika bürokrasisiyle karşı karşıya geldikçe başladıkları noktanın çok daha ilerisinde bir noktaya geldiler. 17 Ocak eylemi de bu mücadelenin bir anlamda bir ileri aşamasının başlangıcı olarak görülebilir. Referandumla eyleme devam kararı alan işçiler, aşağıdan yaptıkları baskıyla direnişin başından beri çeşitli uzlaşmacı yöntemlerle mücadeleyi başka bir hatta yönlendirmeye çalışan Türk-İş yönetimini bu tarz büyük bir eyleme zorladılar. Üç günlük oturma eyleminin üçüncü gününde gerçekleştirilen eylem, Ankara dışından gelen yaklaşık 25 bin emekçinin de katılımıyla işçilerin bir meydan gösterisine dönüştü.

Devamını oku...
 
Strateji ve Tarih Birbirinden Ayrılamaz - Daniel Bensaid PDF Yazdır e-Posta

Akademisyen ve devrimci militan Daniel Bensaid, 2006 yılının Kasım ayında İstanbul'daydı. Bensaid ile İstanbul'da bulunduğu sırada Gelecek dergisi için gerçekleştirdiğimiz söyleşinin bir bölümünü aktarıyoruz.  
 

1995'ten beri Fransa'da ve bütün dünyada yaygınlaşan, toplumsal tekabüliyeti artan kapitalist küreselleşme karşıtı direniş harekelerinin bir tarihsel dönemselleştirmesini nasıl yaparsınız? Bu bağlamda hareketin seyrini nasıl tarif edersiniz? 

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

YENİYOL Son Sayı

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG

Yazın Yayıncılık'dan


Marx'ın Kapitali - Ernest Mandel

Ernest Mandel'in, Kapital ciltlerine yaptığı katkılardan ve önsözlerden oluşan bu kitap ekonomi politiğe çok yararlı bir giriş niteliğinde. Bir yandan Marks'ın görüşlerini açarken, öbür yandan da onları deyim yerindeyse güncelliyor, Mandel.


1968 - Son ve Devam
Daniel Bensaid - Alain Krivine
Bensaid ve Krivine kırkıncı yılında 68'i değerlendiriyorlar. Efsanelerden ve masallardan uzak 68'in gerçekleri ve bugünden o günün fırtınalı ortamına bir bakış.

Kimler Sitede

Şu anda 2 konuk çevrimiçi