SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

Yeniyol'un 3. sayısı 1 Mayıs'ta çıkıyor

 

Bir kez daha Taksim tartışmasının gölgesinde kalan bir 1 Mayıs'a yaklaştığımız şu günlerde içinden geçmekte olduğumuz barış süreci siyasi hayatın farklı alanlarına damgasını vurmuş durumda. Kadınsız bir barışın imkansızlığından, “Barış” konusunu ele alacak olan Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma'ya, akil insan tartışmalarına süreci anlama ve analiz etme çabaları sürmekte. Bu süreci, masaya oturanlar adına ve oturanlar hakkında ahkam kesmeden ama zihni bir berraklıkla değerlendirmek gerektiğini ifade eden “Politika” yazısının yanında “Polemik” başlığı altında da Öcalan'ın “Misak-ı Milli” vurgulu yaklaşımını tartışıyoruz.

Mücadelelerin pek çok alanda aynı anda yürütülmek zorunda olduğu, sistemin ve sistemin çeşitli uygulayıcılarının her yandan saldırmaya devam ettiği bir dönemden (daha) geçiyoruz. Uzunca bir süredir artık sadece emeğimiz değil, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yaşadığımız evler, bu dünyayı birlikte paylaştığımız canlılar da tehdit altında. Bir karşı manifesto denemesi olarak kaleme alınan “Ya Ekososyalizm Ya Barbarlık!” yazısı, karşı karşıya kaldığımız sorunların kaynağının nasıl tam da kapitalist sistemin kendisi olduğunu bir kez daha vurguluyor. Belediyelerde taşeronlaşma konusunda adı geçen taşeron işçi ise Dikmen Vadisi'ndeki yıkım ekibinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Aynı işi yapan işçilerin güvencesizlik derecelerine bağlı olarak son derece dengesiz ücretler kazandığı sistemde birleşik bir mücadele yürütmek de daha zor ama aslında daha da elzem bir hal alıyor.

Geçtiğimiz günlerde, “İşten Çıkarma Stratejileri”nin çeşitli açılarıyla bir seminerin konusu olması, seminer katılımcıları arasında Çalışma Bakanlığı'ndan yetkililerin de bulunması, işçi sınıfından yana herkesin büyük tepkisini çekti. Bahadır Nurol'un yazısı, bu konudan yola çıkarak “fiyakalı bir hesaplaşmaya gireceğimiz günün hayaliyle” yaşayanlara değinirken etkinlik de DİSK’in protestosu nedeniyle planlandığı gibi gerçekleştirilemedi. Darısı buna benzer diğer toplantıların başına...

Queermarksizm sayfalarımızda M. Efe Fırat'ın yazısı LGBT – işçi dayanışmasına dair pek de bilinmeyen bir dönemi aktarıyor ve İngiltere'de maden işçilerini destekleyen LGBT'lerle Onur Yürüyüşü'ne katılan madencilerin Thatcher'ın neoliberal muhafazakar politikalarına karşı birlikte yürüttüğü mücadeleyi anlatıyor. Transfeminizm yazısıysa 8 Mart'ta bir kez daha görünürlük kazanan tartışmalar üzerinden feminizmin olası açılımlarını tartışma amacını taşıyor. Feminist tarihyazımı yazısının ikincisi, Türkiye'de kadınların oy hakkı mücadelesini ele alıyor. Cumhuriyet'ten önce Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde verilen mücadele, bu kazanımın da “verilen” değil, “alınan” bir hak olduğunun altını çiziyor.

Dergiyi matbaaya yollamaya çalıştığımız saatlerde Türkiye sosyalist hareketinin kararlı bir temsilcisini, bir yoldaşı, Nail Satlıgan'ı yitirdiğimizi öğrendik. Bu sayı biraz da onun anısına olsun.1 Mayıs İşçi Bayramı'na, 19 Mayıs'taki Homofobi Karşıtı Yürüyüş'e ve 30 Haziran Onur Yürüyüşü'ne selamla...

 

1 Mayıs'ta Sokaklara Çıkıyoruz!

Sosyalist Demokrasi için YENİYOL olarak bizler NEOLİBERALİZMİN DAYATTIKLARINI REDDETMEK İÇİN; AMA DEMEDEN BARIŞI SAVUNMAK,AMANSIZ BİR DEMOKRASİ MÜCADELESİ VERMEK İÇİN SOKAKLARA ÇIKIYORUZ!

 

İş makinelerinin altında ezilen, HES şantiyelerinde can veren, sermayenin rantı uğruna gece gündüz çalıştırılan, büyük havayollarının ‘hız’ına erişmek için uykusuz kalan, 20 saatlik film setinin ardından yorgunluktan kaza kurbanı olan, taşeron sisteminin mağduru, bilim üretirken sermaye hizmetlisine dönüştürülen, kâğıtsız göçmen olduğu için rahatça güvencesiz ve ucuza çalıştırılan, ve daha nice GELECEKSİZ EMEKÇİNİN HAKKINI HAYKIRMAK İÇİN 1 MAYIS’TA YÜRÜYORUZ!

 

Nükleer santraller daha fazla can almasın, Romanya’da, Mısır’da, İspanya’da, Türkiye’de demiryolları işçileri işlerinden olmasın, Yunanistan’da Bangladeşli tarım işçileri katledilmesin, Şili’de madenciler taşeron sistemiyle çalıştırılmasın diye;

ABD’den Mısır’a, Suriye’den Yunanistan’a, Şili’den Fransa’ya, Çin’den Avustralya’ya mücadelelerin izini sürüyor, deneyimlerini emsalimiz sayıyor, seslerine ses katmak istiyoruz!

Hak mücadelemizin sınırlar aştığını bildiğimiz için, SINIRLARI AŞAN, FEMİNİST, EKOSOSYALİST SINIRSIZ VE SINIFSIZ BİR DÜNYA İÇİN 1 MAYIS’TA YÜRÜYORUZ!

 

Kapitalizmin krizi artık kimseyi mağdur etmesin, neoliberalizmin yıkımları, sermayenin doğa katliamları dursun, kentlerimiz rant alanı olmasın, meydanlarımız, sinemalarımız, parklarımız elimizden alınmasın diyoruz, HEP BERABER ‘BU DAHA BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM!’ DİYE HAYKIRIYORUZ!

 

Süslü bir dille bize dayatılan esnek çalışma koşullarına, işsizliğe, işten atılmalara, iş kazalarına, yoksullaşmaya, sömürülmeye, işçi, kadın ve LGBT cinayetlerine, HEP BERABER ‘HAYIR!’ DİYECEĞİZ!

 

Yaklaşık 120 yıl kadar önce Rosa Luxemburg’un dediği gibi, ‟İşçilerin burjuvazi ve egemen sınıf karşısındaki mücadelesi devam ettiği sürece, ve tüm talepleri karşılanmadığı sürece, l Mayıs, işçi sınıfının bu taleplerinin her yıl dile getirildiği gün olacaktır. Ve daha iyi günler doğduğunda, dünya işçi sınıfı kurtulduğunda, büyük bir olasılıkla insanlık o zaman da 1 Mayıs'ı, geçmişte verilen zorlu mücadelelerin ve çekilen acıların anısına yine kutlayacaktır.”

 

BARIŞ İÇİN, ADİL BİR DÜNYA İÇİN 1 MAYIS’TA SOKAKTAYIZ!

 

YAŞASIN DÜNYA EMEKÇİLERİNİN BİRLİĞİ!

YAŞASIN HALKLARIN MÜCADELESİ!

 

1 Mayıs Çarşamba günü Sosyalist Demokrasi İçin YENİYOL pankartının arkasında buluşuyoruz.

 

 

Türkiye’nin Parçalanması ve Ermeni Sorunu - Lev Troçki

Troçki’nin Ermeni Meselesine

Bakışına İlişkin Notlar

 

Masis Kürkçügil

 

Troçki'nin, Balkan Savaşları adlı kitabı, 1985 yılında Feroz Ahmed'in bir yazısı ile Tarih ve Toplum dergisinde (Mayıs 1985) okur ve yayımcıların iştahını kabartma amacıyla yazıldıktan on yıl sonra Arba Yayınları tarafından basıldı. Feroz Ahmed'in Balkan Savaşları öncesinde Viyana Pravdasında Troçki'nin “Türk Devrimi ve Proletaryanın Vazifeleri” (17/30 Aralık 1908) adlı makalesinden başlayarak Bakan Savaşlarından geniş alıntılarla sürüklediği makalesi şu değerlendirmeyle bitiyordu: “...Troçki sadece yapılan savaşla değil, bundan çok daha fazla şeyle ilgilenmiştir: Onun gerçek amacı başkaydı. Okuyucularının savaşı anlamalarına yarayacak, bölgedeki her şeyi -toplumu, politikayı, ekonomiyi, diplomasiyi- incelemeye çalışmıştır. Bana göre, Troçki bu görevinde tamamıyla başarılı olmuştur ve yetmiş yıl sonra bile, bu görevi daha iyi başarabilen başka bir çalışma yoktur.”

Devamını oku...
 

'1915'ten geriye kayıp bellekler kaldı' - Masis Kürkçügil

Aşağıdaki yazı 14.02.2006 tarihli Radikal Gazetesi için Ertuğrul Mavioğlu tarafından Masis Kürkçügil ile yapılan mülakattan alınmıştır.

Tarihte nesnellik diye bir şey olmadığını söyleyen araştırmacı yazar Masis Kürkçügil'e göre Ermeniler ve Türkler birbirinin belleğini yenileyebilir. Kürkçügil, yaşanmış acıların tekrar etmemesi için de evrensel düzeyde ders çıkarılmasından yana.

1915 yılındaki tehcir politikasının amacı neydi, ittihatçılar hedeflerine ulaşabildi mi?

Devamını oku...
 

Koç Üniversitesi işçilerinin basın açıklaması

İşçi Arkadaşlar, Öğrenci ve Akademisyen Dostlarımız,

Değerleri Basın Mensupları,

Bizler haksız ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarılan Koç Üniversitesi çalışanlarıyız. 2 Nisan itibariyle servisleri durdurup yürüyüşe geçerek bir direniş başlatmıştık. Altıncı gün dolarken okul önündeki direnişimizi çok önemli kazanımlarla noktaladık. Yirmi iki talebimizden on sekizini söke söke aldık.

Devamını oku...
 


JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


SİTE İÇİ ARAMA

YENİYOL Son Sayı

Söyleşi

 

Kimler Sitede

Şu anda 19 konuk çevrimiçi

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol