SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa İşçi Hareketi Şeker- Tekel- Dereler, Kâr Değil Toplumsal Yarar - Ecehan Balta

Şeker- Tekel- Dereler, Kâr Değil Toplumsal Yarar - Ecehan Balta

e-Posta Yazdır PDF

Toplumsal zenginliğimiz parça parça satılıyor. Tekelimiz, şekerimiz, çayımız, ormanlarımız, elektriğimiz, suyumuz, ulaşım araçlarımız, derelerimiz… Birlikte ürettiğimiz ne varsa parça parça şirketlere peşkeş çekiliyor. Sonra da utanmadan, bu milletin parasını kimseye yedirmem diyorlar. Tekel’i BAT’a niye yediriyorsun o zaman? O zaman şekeri Cargill’e niye yediriyorsun? GDO’lu şekeri halkına niye yedireceksin? Derelerimizi kimlere verdin? Ormanları kimlere satıyorsun? İşte diyoruz; evet, bu halkın parası, ortak değeri, toplumsal zenginliği; yani benim... Ben, onu sermayeye yedirmeyeceğim, yedirmene de izin vermeyeceğim.


Tekel işçileri sokakta. Şeker işçileri özelleştirmeleri iki kere erteletmeyi, bir kez de durdurmayı başardı. Sıra dördüncü dalgada. Özelleştirilen işyerlerindeki kamu çalışanları, mevsimlik işçi statüsünde çalıştırılmak isteniyor. Tekel örneğinde özelleştirme değil, işyeri kapatılsa da yine mevsimlik işçi statüsü tanınıyor. Lütfedip 10 ay değil, 11 ay çalışmalarına izin veriliyor. Ama 11 ay sonra, hele bu saatten sonra, tüm Tekel işçilerini işsizlik bekliyor.

Şekerle Tekel’in kaderi ortak!

Tekel işçilerine 4/C kefeni giydirilmeye çalışılıyor. Aynı şey, üç gün sonra şeker işçisinin de başına gelecek.

Tekel işçisinin de tütün üreticisinin de canına kast ediyorlar.

Şeker işçisinin de şeker üreticisinin de canına kast ediyorlar.

Doğamızı  da, hayatımızı da elimizden alıyorlar.

Buna karşı hem devlet bürokrasisi, hem de sendikal bürokrasi sessiz kalıyor.

Her yerde işçiler her iki bürokrasiyi de yenmeye uğraşıyor. Bor-Ilgın ve Ereğli şeker işçileri sendikalarına rağmen özelleştirmeye direndi. Tekel işçileri Türk-İş’e rağmen direniyor. Artık bunu görmeyen yok.

Bu mücadele, yeni bir ateş yakıyor. Aşağıdan gelen hareketin neler yapabileceğini gösteriyor.

Önce güvencesiz işe, sonra da işsizliğe mahkum edilmek istenen işçiler, artık kaderlerini ellerine alıyor.

AKP diyor ki, satıp yandaşlarımı, çokuluslu sermayeyi, onu bunu zengin edeceğim. Buna karşı çıkan herkes de “ideolojik davranıyor”, herkes onlara karşı. Tekel işçileri, güvencesiz öğretmenler, topraklarının altın şirketlerine pazarlanmaması için mücadele eden köylüler, hekimler, eczacılar, sendikalar… Bütün hak arama mücadeleleri böyle damgalanıyor. AKP böylece hükümet ediyorum ama iktidar değilim demiş oluyor. Yoksa haklarımız için iktidara karşı mücadele etmekten doğal ne olabilir ki? 

Şeker özelleştirmesi sağlığa zararlıdır!

Yeni Şeker Yasası ile fabrikaları özelleştirdikleri gibi, şekerin içinde yer alan şeker pancarının yerine mısır koymayı uygun görmüşler. Genetiği ile oynanmış başlıca ürünün mısır olması, Türkiye’nin en büyük mısır üreticisinin Amerika’nın sekizinci büyük şirketi olan Cargill olması, tesadüf olabilir mi?

Şeker özelleştiğinde tarımsal üretim yüzde 10 düşecek. 2.5 milyon şeker pancarı üreticisi de işsiz kalacak. Aynı tütün üreticileri gibi. Şeker fabrikalarında çalışan işçiler 4/C’ye geçirilmek istenecek. Üstelik çay işçileri ve üreticileri de yolda. Bu iş burada bitmeyecek. Tekel kazanamazsa hepimiz kaybedeceğiz. Hepimiz daha fazla güvencesiz işe, daha fazla yoksulluğa mahkum edileceğiz.

Bizler bugün, sadece güvenceli çalışma, emeklilik hakkımız için değil, yaşama hakkımız için mücadele ediyoruz.

Tekel’in mücadelesi hepimizin mücadelesidir. Mücadeleleri birleştirelim.

 

 

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Daniel Bensaid

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Şubat 2012
P P S Ç P C C
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 1 2 3

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

Dosya: Arap Dünyasında Devrimler Çağı

Paylaş

AddThis Social Bookmark Button

SİTE İÇİ ARAMA

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG