SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa İşçi Hareketi İşsiz Örgütlenmesi: Deneyim, Olanak Ve Sorunlar - Ecehan Balta

İşsiz Örgütlenmesi: Deneyim, Olanak Ve Sorunlar - Ecehan Balta

e-Posta Yazdır PDF

Kapitalizm temel olarak, kârını maksimize etmek için yedek işgücü ordusuna ihtiyaç duyar. Ancak kapitalizmin çeşitli birikim modellerinde istihdam stratejileri de değişir. Örneğin Fordist birikim modeli aşırı üretim krizinin arkasından tüketimi artırmak üzerine kurulu bir model olduğu için daha fazla işçinin istihdam edilmesine ve göreli ücret yüksekliğine bağımlı idi. Oysa küresel kapitalizmin içinden geçtiğimiz dönemi, büyük ölçüde istihdamsız büyüme ile karakterizedir. İstihdamsız büyüme, istihdamın artması ile değil, işgücünün verimliliğinin artırılması ile gündeme gelen bir büyüme tipidir. Özellikle kısa dönemli dalgalanmaların yol açtığı krizlere karşı işletmelerin dayanıklılığını artırması istihdam genişlemesine izin vermediği için, bu büyüme tipi ile tüm dünyada işgücü dışında kalan insan oranı ve sayısı artıyor. Peki bu kesimler ne tip bir özne oluşturuyor?  

İşsizler Siyasal Özne Olabilir mi?

Çağdaş siyasal kuramların pek çoğu parçalanmış ve marjinalize edilmiş ve üretimin dışında kalan grupların kurulu siyasal düzene karşı mücadele edemeyeceği varsayımına dayanır. Ancak, Arjantin, Dominik Cumhuriyeti, Venezuela’da kulübe sakinleri arasında açığa çıkan ve büyük ölçüde genişleyen kentsel hareketler olarak işsiz örgütlenmeleri, bu varsayımın doğru olmadığını gösterdi. Diğer yandan Kolombiya, Meksika, Brezilya ve Paraguay’da tarım işçileri ve orta boy tarım işletmesi sahiplerini entegre eden çok-sektörlü hareketler de söz konusu. Bu hareketlerin doğası, işleyiş tarzı, siyasal hareket biçimleri birçok stereotipe ve klasik liberal sosyal bilimler ve post-Marksist ortodoksilerin1 yaklaşımlarına meydan okuyor.

Marksizm içinde de başlıkta sorduğumuz soruya hayır yanıtı veren akımlar mevcut. Siyasal özne sorunu, bu yazının sınırını epey taşan bir tartışma olmakla birlikte, kimi başlıkların kabaca hatırlatılmasında da fayda var: Marksizm siyasal özne olarak kendi çıkarının bilincinde olan işçi sınıfını (kendisi için sınıf’ı) görür. Bu bakımdan, örneğin üretim sürecindeki stratejik mekânlar olması dolayısı ile fabrikaları işçi sınıfının sınıf çıkarını kavraması için “daha uygun” yerler olarak kavramak gerekir. Yoksa “tek uygun” yer olarak değil. Diğer taraftan, Marx’ın yapıtlarında işçi “yaşamak için çalışmak zorunda olan herkes” şeklinde tanımlanır. Bu durumda, işsizleri de işçi sınıfının bir alt-sektörü olarak görmek gerekir.

Arjantin Deneyimi: İşsiz İşçiler Hareketi

Arjantin örneği barındırdığı  yenilikçi unsurlar ve Latin Amerika’nın tamamına yayılma olasılığı  ile daha yakından incelenmeyi hak ediyor.

Arjantin’de sürekli istihdam yokluğu2, yaşam standartlarının düşmesi, kayıtdışı ekonomik etkinliklerin büyük bir hızla artması, “kendi kendini geçindirme” (self-help) ideolojisinin çökmesine neden oldu. Bu çöküş, gündelik hayatın çeşitli alanlarında örgütlenmeyi hızlandıran bir işlev gördü. İşsiz İşçiler Hareketi (MTD), bütün bu etmenlerin bir araya gelmesi ile oluşan “yeni” hareketlerden bir tanesi.

İşsiz İşçiler Hareketi fakir gettolarının sakinleri ve sendikalar tarafından geliştirilen bir ağ üzerine kurulu. Her bir belediye sınırı içinde gettolara dayalı bir örgütlenme söz konusu. Aktif üyelerin katıldığı genel meclisler, belediye düzeyinde örgütleniyor. Temel olarak özelleştirme ve IMF politikalarının yarattığı yıkıcı sonuçların protestosu üzerine inşa edilen hareketin, doğrudan eylemlere başlamadan önce on yılın üzerinde bir kuluçka dönemi geçirdiğini kaydetmek gerekir.

Stratejik amaçları dış borç ödemelerinin iptali, emeklilik fonlarının kamu tarafından denetlenmesi, bankaların ve stratejik yatırımların kamulaştırılması, küçük üreticilerin borçlarının iptali ve ürünlerinin sürdürülebilir fiyatlandırılması.

Ağustos 2001’de çoğunluğunu yüksek düzeyde örgütlü işsizlerin oluşturduğu yüz binlerce insandan oluşan bir kalabalık, 300’ün üzerinde otoyolu kapatarak en dokunulmaz sayılan finansal sektörü bile paralize etmeyi başardı. Bu hareketin sonucunda binlerce asgari ücretli yeni istihdam olanağı garanti altına alındı ve yemek yardımları sağlandı. Eylül 2001’de işsiz hareketi tekrar Buenos Aires civarındaki otoyolları  kapatarak sendikaların da yardımı ile büyük özel şirketlere girişi engelledi ve geniş bir genel grev örgütlenmesine katkıda bulundu. Hareketin acil talepleri şöyleydi: yapısal uyum-sıfır açık politikalarından vazgeçilmesi, kemer sıkma bütçesinin iptal edilmesi, kamu istihdamı şemalarının genişletilmesi ve kamu istihdamının süreklileştirilmesi, 16 yaşından büyük her işsize yemek yardımı, işsizlerin işsiz sendikası tarafından merkezi düzeyde kayıt altına alınması, küçük ve orta ölçekli çiftçilere hektar başına devlet tarafından ödeme yapılması, işten atılmanın yasaklanması ve jandarmanın kentlerden çekilmesi.

Hareketin özneleri bakımından Arjantin’deki öznel koşulları şöyle sıralayabiliriz: Arjantin’de daha önce sendikal deneyim geçirmiş çok sayıda işçi, kadın ebeveynli hanelerin yoğunluğu ve hiçbir zaman iş bulamamış genç nüfus çok fazla ve eski sendikalı - yeni işsizlerin kolektif mücadele deneyimleri yeterli ölçüde mevcut. Diğer yandan, özörgütlenme ve doğrudan eylem, bu hareketlerin başarısını  getiren temel öğe oldu. İşsiz örgütlenmesine başta yarım ağızla destek veren militan sendikalar bile, bir noktada ücret sendikacılığında sıkışıp kaldılar ve üyelerinin “çıkarlarını” çalıştıkları sürece korumayı seçtiler.

Sorunlar ve Olanaklar

İşsiz hareketi, tam da yaslandığı  özne dolayımı ile, örgütlenmesi oldukça güç ve heterojen bir kesim. Heterojen örgütlere has zorluklar, işsiz örgütlenmesi açısından aşılması gereken önemli bir unsur olarak görünüyor. Örneğin, Türkiye’de 1998 krizinden sonra banka ve yayın sektöründe işten atılanların oluşturduğu ufak çaplı örgütlenme deneyimleri mevcuttu. Diğer yandan, kronik işsizlik 2004 DİE verilerine göre özellikle üniversiteyi bitirmiş genç nüfus arasında yaygın ve gittikçe yükseliyor. İlk işe girme süresi diğer dönemlere oranla uzuyor. Ama buna ek olarak, sigortasız ve güvencesiz işlerde çalışan yoksul kesimler, hâlâ ekonomik olarak en kırılgan kesimi oluşturmaya devam ediyor. Ayrıca, Türkiye özelinde örneğin Arjantin’de İşsiz İşçiler Hareketi’nin birincil düzeyde öznesi olmayı başarmış köylü hareketinin işsiz hareketi ile bağı da sorgulanmalı. Zira, aile işçiliği ve mevsimlik işçilik gibi kategoriler altında çalışan insanlar işsiz hareketi için harekete geçirilmesi gereken bir grup oluşturuyor. Bütün bu farklı sınıf kültürleriyle kendini ifade eden kesimleri bir arada tutmak, belki de farklı örgütlenmelerin işsiz işçiler çatısı altında başka bir formda bir araya getirilmesini gerektirecek.

Sendikalar, işsizler hareketi için önemli bir dayanak ve aynı zamanda başlangıç noktası  teşkil ediyor. Zira birincisi, sendikal deneyime sahip işçilerin/işsizlerin işsiz hareketi içinde yer almaları, hareketi güçlendirecek önemli bir faktör. İkincisi ve daha önemlisi, bu kadar dağınık bir kesimi örgütlemekte açığa çıkan ölçek sorunundaki görece “çözümsüzlüğü” aşmanın iyi bir yolu. İstenir değil, ama toplu işten çıkarma ile karşılaşan ve genellikle direniş deneyimine sahip işçiler, işsiz hareketinin önemli bir bileşeni olmaya aday. Bu bakımdan sendikaların işsiz hareketine desteği, hem örgütlediği kesimlere dönük sürekliliği sağlamak açısından, hem de daha önemlisi, kapitalizmin, işçi-işsiz, çalışan kadın-çalışan erkek, siyah-beyaz gibi kategoriler yaratarak devamlılığını sağlayan böl-yönet anlayışına karşı bu kesimler arasındaki dayanışmayı güçlendirmek açısından özel bir önem taşıyor. En azından bazı ülkelerde son on yılda sendikal hareketteki yenilenme ve yöneliş (Fransa, Güney Kore, Norveç gibi) umut verici. Türkiye’de de sendikal hareketin işsiz örgütlenmesine duyarlılığını artıcı ortak talepleri öne sürmek gerekiyor. Tam istihdam, çalışma saatlerinin azaltılması, yaşanabilir bir asgari ücret, özelleştirmeye ve IMF politikalarına karşı mücadele, işsiz hareketi ve sendikal hareketi birleştirecek önemli mücadele alanları.

Kapitalizmin yeniden yapılanması, işçi hareketinde de bir yeniden yapılanmayı zorunlu kılıyor. İşçi hareketin siyasi kapasitesini artırmak için de, işsizler arasında örgütlenme acil görevlerimizden biri olarak duruyor. İşsiz hareketi, kısmı iş taleplerine sıkışıp kalmadan, ölçek sorunu ile ilgili tartışmayı hızla tüketerek, sendikal bürokrasiyi zorlayarak ya da aşarak yukarıda sayılan öncelikli talepler doğrultusunda bir inşa faaliyetine başlamak için kolları sıvamalı.

KAYNAKLAR

(1) An Interview on Struggles of Unemployed Workers in Argentina (Aralık 2001) Socialist Worker Online.

(2) Cliff, Tony The Right to Work a New Stage? (October 1980) Socialist Review, 1980:10, 15 s.3-4.

(3) Cremieux, Robert An Interview With Khasraw Saya and Aso Jabbar on the Network of Representatives of the Union of Unemployed 15.January 2004 (Translation By Peter Cooper)

(4) Direct Action Resistance to Unemployment in France Publication of the Solidarity Federation

(5) London Unemployed Movement The Communist December 9 1920

(6) Petras, James The Unemployed Workers Movement in Argentina Jan. 2002 Vol 53 No 8

(7) The Unemployed Movement: A Struggle Under the Influence... Vendredi 30 Juillet 2004.

Bu yazı  Gelecek dergisinin 23. sayısında (Mayıs 2005) yayımlanmıştır.

 

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Daniel Bensaid

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Şubat 2012
P P S Ç P C C
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 1 2 3

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

Dosya: Arap Dünyasında Devrimler Çağı

Paylaş

AddThis Social Bookmark Button

SİTE İÇİ ARAMA

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG