SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa

sdyeniyol.org - Arap Dünyasında Devrimler Çağı Dosyası

e-Posta Yazdır PDF

Tunus ve Mısır: Devrimin Güncelliği - Foti Benlisoy

Mübarek’in devrilmesinin ardından Mısır’daki devrimci sürecin (Tunus’u da unutmayalım) kaderi, birbiriyle bağlantılı iki mücadele alanında şekillenecek. Biri somut toplumsal-siyasal güçler sahasında cereyan eden ve devrimci sürecin daha da radikalleşerek devam mı edeceğini, yoksa egemenlerin kitle hareketini soğurarak süreci akamete mi uğratacağını belli edecek mücadele. Diğer ise bu iki ülkede gerçekleşen devrimci süreçlerin nasıl tanımlanması, nasıl anlamlandırılması gerektiğine dair mücadele. Söz konusu devrimci süreçlerin nasıl tarif edilip nasıl sınıflandırılması gerektiğine dair mücadele, onların nasıl sonuçlanacağını belirleyecek somut siyasal-toplumsal çatışmalar üzerinde de belirleyici olacak elbette. Devamı için....

Mısırlı devrimci sosyalistlerin bildirgesi

Şerefli şehitlerimiz için gurur duyuyoruz! 
Devrimimizin zaferine!


Bugün olanlar, ülkemizin ve tüm Arap dünyasının tarihindeki en büyük halk devrimidir. Devrimimiz, şehitlerimizin fedakârlığı üzerine inşa edildi ve korkunun tüm engellerini üzerimizden attık. Suçlu ´liderler´ ve onların suçlu sistemi tahrip edilinceye, yok edilinceye kadar geri çekilmeyeceğiz.  Devamı için......



Tunuslu Sosyalistlerden Mesaj Var: ‘Halk hükümeti feshetmek istiyor!’

Fransa’daki NPA (Yeni Antikapitalist Parti) üyesi Wassim Azreg posta işçisi, sendikacı ve İşçilerin Sol Birliği (Ligue de la gauche ouvrière) sözcüsü Nizar Amami ile Tunus devrimini konuştu.

Neden Tunus’ta bir devrimden bahsediyoruz?Çünkü Tunus’ta yaşananlar kelimenin her anlamıyla bir devrim. Hareketin inşa edilme tarzı, hareketi devam eden ve giderek yükselen bir güce eriştirdi. Tunus’ta yaşanan yeni bir toplum talebiyle birlikte sosyal ve ekonomik anlamda ihtiyaçlara cevap verebilecek ve gerçek bir demokrasiyi tesis edebilecek yeni bir kurucu meclis oluşturulmasını hedefleyen 21. yüzyılın ilk devrimidir. Devamı için....

Tahrir, Tiananmen mi Olacak? - Aykut Tunç Kılıç

Dün akşam üstü sadece Tahrir Meydanı değil, bütün Dünya Hüsnü Mübarek’ten sonra Mısır’da neler olacağını merak ediyordu. Zira öğleden sonraki haberler Mübarek’in ordu ve partisi UDP yönetiminin bilgisi dahilinde istifa edeceği yönündeydi. Önce Mısır Yüksek Askeri Şurası bir toplantı yaptı, ardından da diktatörün birkaç saat içinde devlet televizyonundan bir konuşma yapacağı duyuruldu. Fakat bu seferki mizansende önemli bir fark vardı. Sahneyi önce Obama aldı. Obama, Mübarek’in Eylül’de başkanlığa bir daha aday olmayacağını açıkladığı ilk konuşmasından sonra Beyaz Saray kürsüsünde görünmüş ve ‘kontrollü’ geçiş döneminin teminatının ABD olduğunu müjdelemişti tüm dünyaya. Devamı için.....

Tunus: Devrim köstebeği kazmaya devam ediyor - Foti Benlisoy

Mısır’daki ayaklanma, doğal olarak, Tunus’taki gelişmeleri iyiden iyiye gölgede bıraktı. Televizyon ekranlarında ya da gazetelerde Tunus’taki aktüel gelişmelere yapılan atıflara rastlamak güçleşti. Ancak Mısır’daki büyük halk ayaklanmasının önemi ne olursa olsun Tunus’taki devrimci sürece kulak kesilmeye devam etmek elzem. Zira Tunus devrimi “sonuçlanmış”, diktatör alaşağı olunca evli evine köylü köyüne dönmüş değil. Tersine son günlerde ülkede dikkat etmemiz gereken bir dizi gelişme yaşandı, yaşanıyor.  Özellikle haftasonu bir dizi taşra şehrinde polisle göstericiler arasında ciddi çatışmalar yaşandı. Ülkenin gündeyindeki Kebili şehrinde eski rejimle bağlantılı valinin istifasını isteyen gençler bir polis karakolunu yakmaya çalışınca polis ateş açtı ve bir kişi öldü.  Devamı için....

 

"Mübarek gitmeden gitmiyoruz" - Kara N. Tina

Mısırlı devrimci sosyalist gazeteci Hossam el-Hamalawy ile occupiedlondon.org tarafından yapılan bu söyleşi 5 Şubat Cumartesi günü Mısır saati ile 16'da gerçekleştirilmiştir.

Mısır'daki durum inanılmaz hızlı bir şekilde gelişiyor, bize şu anda sokaklarda neler oluyor anlatır mısınız?
Şu anda sizinle konuşurken Tahrir meydanını halen işgal altında tutan 15,000'den fazla gösterici var. Bugün erken vakitlerde protestocuları tahliye etmek ve Mısır Müzesi yakınlarında kurdukları barikatları yıkmak için ordu geldi. Müslüman Kardeşler lideri Dr. Beltagui mikrofondan herkesi orduya karşı direnmemeye davet etmesine rağmen orda bulunan halk ve Al-Ikwan'ın (Müslüman Kardeşler) taban kadroları ona karşı sloganlar attı. İnsanlar koşarak tankları durdurmak için önlerine yattı ve başarılı oldu. Devamı için...

 

Mısır Nereye Gidiyor? - Gilbert Achcar

Sizce Mübarek’in 1 Şubat’ta gelecek seçimlere katılmayacağına dair yaptığı açıklama Mısır’daki hareketin zaferi olarak yorumlanabilir mi? Yoksa bu açıklama geçtiğimiz günlerde Mübarek yanlıları tarafından Tahrir Meydanı’nda saldırıya uğrayan kitleyi yatıştırmak için yapılmış bir kandırmaca mı?

Mısır’da yükselen rejim karşıtı halk hareketi, 1 Şubat’ta Mübarek’in halktan gelen baskılar neticesinde geri adım attığına dair açıklamasıyla zirveye ulaştı. Bu açıklama; protestolar karşısında iktidarın teslimiyetinin, hükümetin muhaliflerle pazarlık yapmaya hazır olduğunun ve otokrasi cephesinin açıkça geri adım attığının ilanıdır.  Devamı için......

 

Mısır: Demokrasiye “düzenli” geçiş mümkün mü? - Foti Benlisoy

Hüsnü Mübarek’in gelecek seçimlerde aday olmayacağını açıkladığı konuşmasının akabinde ABD Başkanı Obama, Mısır’da demokrasiye “düzenli bir geçiş”in hemen başlaması gerektiğini ifade etti. “Düzenli geçiş” (orderly transition) son dönemde Obama yönetimince sıklıkla kullanılan bir ifade. Birkaç gün önce Hillary Clinton, “kimsenin bir boşluktan yararlanmadığı bir düzenli geçiş istiyoruz; demokrasi ve katılımcı bir hükümet sağlayacak iyi düşünülmüş bir plana ihtiyaç var” diye konuşmuştu. Bu tabiri kullanan sadece ABD yönetimi değil elbette. Britanya Başbakanı David Cameron da Mısır’daki değişim sürecinin “düzenli” ya da “kontrollü gelişmesi gerektiğini ifade edenler arasındaydı: “Daha demokratik koşullara uygun düzenli bir geçiş gerek.” Devamı için....

Mübarek’in Konuşmasından Sonra Nereye? - Aykut Tunç Kılıç

Tunus’tan kaçmak zorundan kalmadan önce yaptığı son üç konuşmanın hepsinde diktatör Zeynelabidin Ben Ali bir dahaki başkanlık seçimlerinde aday olmayacağının defalarca altını çizmişti. Dün gece aynı sözleri fakat bu sefer çok daha ustaca bir retorikle Hüsnü Mübarek’in ağzından duyduk. Yüz binlerce insanın sadece Kahire’nin Tahrir (Özgürlük) Meydanı’nda toplandığı günün sonunda Mısır devlet televizyonundan bir açıklama yapan Mübarek, başkanlık süresinin bitmesine kısa bir süre kaldığını ve bir daha ‘aday’ olmayacağını açıkladı. Mübarek’in konuşmasında özetle halkın -özellikle de gençliğin- taleplerinin yerine getirilmesi, bağımsız adayların başkan adayı olmasını engelleyen anayasanın 76. maddesinin kaldırılması, başkanlık süresinin kısaltılması, bütün muhalif gruplarla görüşülmesi ve bir konsensüse varılması için meclisle ve iki gün önce atamak zorunda kaldığı yeni başkan yardımcısı Ömer Süleyman’la konuşacağını (daha doğrusu talimat vereceğini) ifade etti.  Devamı için......

 

Tunus ve Mısır’da Devrimler İlerliyor! - 4. Enternasyonal Siyasi Büro Açıklaması


Bütün devrimlerde olduğu gibi durum her saat başı değişiyor. Dolayısıyla herhangi bir değerlendirme birkaç saat ya da gün içindeki gelişmeler nedeniyle eskiyebilir. Fakat şimdiden diyebiliriz ki Tunus ve Mısır halkları 21. yüzyıldaki devrimlerin ilk sayfalarını yazıyorlar. Bu ayaklanmalar Cezayir’den Ramallah’a, Amman’dan Yemen’e kadar Arap dünyasına şok dalgaları yayıyorlar. Bu devrimler toplumların kendilerine özgü tarihsel koşullarının yanı sıra dünya kapitalist sistemini sarsan krizin birer sonucu. “Yoksulluk ayaklanmaları” demokrasi isteyen devasa bir kitle hareketliliğiyle biraraya gelmiş durumda. Dünya ekonomik krizinin etkileriyle birlikte diktatörlüklerin baskısı bu ülkeleri şu anda emperyalist tahakkümün zayıf halkaları haline getirmiş durumda. Bu ülkeler toplumsal ve demokratik devrim süreçlerinin koşulları oluşturmakta. Devamı için.....

 

Tunus Devrimi Yoluna Devam Ediyor! - Ataulfo Riera

''Hiç şüphe yok ki devrimlerin ayırıcı niteliği, kitlelerin siyaset sahnesine doğrudan müdahil olmak adına harekete geçmiş olmasıdır. Olağan hallerde devlet, demokratik ya da monarşik olsun fark etmez, halkının üzerinde, güvenli bir konumda mevcudiyetini muhafaza etmiş görünürken, tarih yapma işi erbablarına bırakılır – krallara, bakanlara, bürokratlara, parlamenterlere, gazetecilere. Lakin, şeylerin olağan halleriyle süregitmesine dayanacak mecalleri kalmadığında kitleler, kendilerini siyasetin korunaklı dünyasından ayıran bariyerleri berhava eder, siyasal alanın alışılagelmiş, eski yüzlerini oyun dışı bırakır ve yeni bir rejimin temellerinin atılmasında asli bir rol oynarlar. Bunun iyi mi, yoksa kötü mü olduğu tartışmasını ahlakçılara bırakıyoruz. Biz, bu meseleyi yalnız tarihsel gelişimin nesnel koşulları çerçevesinde ele alıyoruz. Devrimlerin tarihi, herşeyden önce kitlelerin, kendi kaderlerinin efendisi olmak adına, efendilerin siyasetine müdahil olmalarının tarihidir''. 1 Devamı için.....

 


Gilbert Achcar ile söyleşi: "Eğer kitlesel protestolar daha da artarsa, ordu Başkan Mübarek’i düşürebilir."

Arap dünyasında kitle ayaklanmaları gittikçe yayılıyor. Hükümetin dünden beri interneti kestiği ve polise vur emri verdiği Mısır başkaldırının yeni odağı. Mısır’daki durum Tunus ile karşılaştırılabilir mi?

Hayır, Tunus’taki hareket kendiliğinden başladı ve protestolar yağ lekesi gibi yayıldı. Mısır’daki durum ise daha farklı: Gösteriler siyasal bir muhalefet tarafından organize ediliyor. Bu muhalefet sadece Hüsnü Mübarek rejimine değil, Mübarek’in oğlunu kendi halefi yapmak istemesine karşı da bir protestodur. Devamı için......

 


Tunus’tan Devrim Dersleri- Foti Benlisoy

Tunus’ta yaşananların devrim olmadığını tartışmak, Tunus sokaklarında devam eden kabarışın gürültüsü arasında anlamsızlaşıyor. Ülkede yaşananlar, beğensek de beğenmesek de, Lenin’in devrimci bir durum hakkındaki o eski tanımını hatırlatıyor giderek: Yönetenler eskisi gibi yönetemez haldeler, yönetilenler ise eskisi gibi yönetilmek istemiyorlar. Tunus’ta cereyan eden ve bölgesel etkileri hızla açığa çıkan devrimci süreç, bir devrimin nasıl geliştiğine ilişkin tartışılıp değerlendirilmesi gereken bir dizi anlamlı örnek sunuyor. Bu yazı, bu “dersler” hakkında alelacele bir değerlendirme çabası.

Devamı için....

 

 

Yaşasın Kuzey Afrika ve Ortadoğu Halklarının İsyan Ateşi, Yaşasın Tunus Devrimi!

Ülkesinin kaderine tasallut etmiş bir Arap tiranı, nihayet bir halk devrimi yoluyla yerinden edildi. 23 yıllık zulüm ve gasp politikalarından sonra diktatör Ben Ali, aşağılanmış ve tüm itibarını kaybetmiş bir şekilde, devrimci Tunus halkının ‘’Defol Ben Ali!’’ çığlıkları eşliğinde ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Devamı için.....

 

 

Tunus: Devrimlerden devrim beğenmek - Foti Benlisoy

Tunus’ta yaşananlar bir “devrim” sayılabilir mi? Bu soruya “hayır” cevabını verenlerin sayısı bir hayli fazla bugünlerde. Elde mezura, Tunus ayaklanmasının kafalardaki “ideal” devrim ya da isyan modellerine uyup uymadığı ölçülüyor sanki. Devrimlerden devrim beğenemiyoruz bir türlü. Tunus’ta yaşananlar, kimilerine göre müesses nizam temsilcilerinden birinin yerini bir diğerine bırakmasından başka bir sonucu olmayan bir “sosyal patlama”, hatta “galeyan”dan ibaret. Devrimin ne olup olmadığına dair bir tartışmanın gazete sayfalarında gerçekleştirilmesi mümkün değil elbette. Zaten aciliyeti olan husus neyin devrim sayılıp sayılamayacağından ziyade Tunus’taki hadiselerin, hele hele biz sosyalistler açısından, ne gibi bir önemi olduğu.

Devamı için....

 

 

 

Cezayir Ayaklanması: Emekçilerin Sosyalist Partisinin Açıklaması

Liberalizme hayır! Serbest piyasaya hayır!

Halkın ihtiyaçları hizmetinde bir ekonomi politikası için ileri!

Tipaza, Cezayir, Oran, Celfa, Batna, Bejaiya, Khlef, Borc… ülkenin dört bir yanına yayılan ayaklanmalar onlarca yıldır uygulanan ekonomi politikasının başarısızlığını ortaya koymakta ve liberalizm tercihinin halk kitlelerinin en temel gereksinimlerinin karşılanmasına aykırı olduğunu teyit etmektedir.

Devamı için.....

 

 

 

 

 

Son Güncelleme: Salı, 15 Şubat 2011 12:32  

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Söyleşi: "Kıbrıs'ı Nasıl Bilirdiniz?"

Sevgi Göyçe'yi Kaybettik

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Mayıs 2012
P P S Ç P C C
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2

Kitap: "21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası" - Foti Benlisoy

 

Kitap: " Fransa ve Yunanistan'dan, Arap Devrimi, 'The Occupy' Hareketleri ve Kürt İsyanına 21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası" - Foti Benlisoy

Muhammed Buazizi’nin kendini ateşe vermesiyle Tunus’ta başlayan Arap devrimci süreci, ‘devrim’ kelimesini ‘bölgede’ ve dünyada gündelik kullanıma sokmuştu. Sonra, başta İspanya ve Yunanistan bir dizi Avrupa ülkesindeki kitle eylemleri, ‘öfkeliler’ (indignados) hareketi geldi, daha sonra da özellikle ABD’de ‘işgal et’ (occupy) hareketleri. Bu kez bir İspanyol devriminden, Avrupa ya da Amerikan devriminden bahsedilir oldu.

Şili’deki devasa öğrenci muhalefetine ‘penguen devrimi’ dendi. Türkiye’deyse Kürt isyanı, ya da ‘Kürt Baharı’ tabirleri giderek popülerleşti. Elbette çoğu abartılı tanımlama ve yorumlardı bunlar. Ancak devrimin kendisinin değilse bile lafzının, bir devrimin mümkün ve istenir olduğu fikrinin yaygınlaşması, yeni yüzyılın belki de en önemli, en şaşırtıcı sürpriziydi. Benlisoy'un kitabı devrimin ansızın ve ‘vakitsizce’ yeniden siyasal tahayyül dünyamıza dahil oluşuna dair sorular soruyor ve bu sorulara uçarı olmayan, teori ve gerçekle aynı anda bağını koruyan cevaplar veriyor…

 

 

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

SİTE İÇİ ARAMA