SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Daniel Bensaid
Bensaid

Komünizmin Güçleri – Daniel Bensaid

e-Posta Yazdır PDF

 

“Toplumsal reformun kıtada gösterdiği ilerlemeler” üzerine 1843 tarihli bir makalede (yirmi yaşını daha yeni doldurmuş) genç Engels komünizmi “modern uygarlığın genel koşullarından kaçınılmaz olarak çıkarılması gereken zorunlu bir sonuç” olarak görür. Kısaca, işçilerin “İhtilal-i Kebirin capcanlı kaynaklarına ve incelemesine geri dönüp Babeuf’ün komünizmine hemen dört elle sarıldıkları” 1830 Devriminin ürünü mantıksal bir komünizm.

Son Güncelleme: Pazartesi, 24 Ocak 2011 08:51 Devamını oku...
 

Che: Yüzyılın Bir Evladının Trajedisi - Daniel Bensaid

e-Posta Yazdır PDF

(Dördüncü Enternasyonal’in Brioude’da (Fransa) organize ettiği Uluslararası Gençlik Kampı’nda 1997 Temmuz ayında düzenlenen Che ve Latin Amerika üzerine bir gecede yapılan konuşma.)

Sizler bu geceyi ölümünün otuzuncu yıldönümünün hemen öncesinde, kişiliği ve ezilenlerin tarihi içerisindeki rolü üzerine tartışmayı yeniden başlatan bir dizi kitap ve filmin çıktığı bir sırada, bir devrimci militanın, Che Guevara’nın anısına adamak istediniz.

Son Güncelleme: Cuma, 31 Aralık 2010 20:42 Devamını oku...
 

21. Yüzyılda Leninizm - Daniel Bensaid

e-Posta Yazdır PDF

Lenin Marksist düşünceye emperyalizm, milli sorunlar, devrimci strateji ve sosyalist demokrasi adına önemli katkılarda bulundu. Fakat örgütler kendilerini “Leninist” olarak adlandırdıklarında genellikle örgütsel biçimleri kastederler. Bu tür örgütlerin oldukça çeşitli örgütsel deneyim ve pratiğe sahip olduklarını da görüyoruz. Leninizm’i örgütsel biçimiyle özgül kılan nedir?

Terim olarak Leninizme, ancak Lenin’in ölümünden sonra ve Komünist Enternasyonal’in 5. Kongesinde (1924) Zinoviev’in bir konuşmasında rastladığımızı hatırlatarak başlamak istiyorum. Bu terim, Kremlin’in yeni komünist partileri sertçe hakimiyeti altına almasını sağlayan Komintern’in "Bolşevikleştirilmesi" ile ilintili olan bir örgütsel modelin kodlanışına tekabül etmektedir.
Leninizmin, mumyalanmış dini bir ortodoksluk olarak icadı, Komintern’in ve Sovyetler Birliği’nin bürokratikleştirilmesi sürecinin bir parçasıdır. Bu nedenle, olabildiğince “izm” takısını kullanmamaya çalışacağım. Bununla birlikte, Lenin’in örgüte ilişkin fikirlerinde asli olanı özetlemek gerekirse, onun dönemi için son derece önemli olan ve bugüne kadar geçerliliğini koruyan birer devrimci kavrayış olarak gördüğüm iki düşüncenin altını çizmeyi isterim:

Son Güncelleme: Perşembe, 02 Aralık 2010 09:13 Devamını oku...
 

Kapitalist Krizin Çağında: “Bu gerçekten sadece bir başlangıç“ - Daniel Bensaïd

e-Posta Yazdır PDF

 

Kapitalizm mi dediniz? “İnsanların artık ona inanmamaları anlaşılabilir bir şey”, bizzat Tony Blair böyle itiraf ediyor [1]. İnanılmaz olana inanmaya son verildiğinde, toplumsal bir krize bir de ideolojik ve ahlaki bir meşruiyet krizi ekleniyor. Bu da sonuçta siyasi düzeni sarsıyor. Yaşanan kriz, şimdiki zamanın krizi Asya piyasaları  krizine ya da internet balonu krizine eklenecek bir başka kriz değil.

İman Krizi

Bu değer yasasının – ekonomik, toplumsal, ekolojik – tarihsel bir krizi, ölçünün ve ölçüsüzlüğün krizi. Her şeyin soyut emek zamanıyla ölçülmesi, Marx’ın 1857 Elyazmaları’nda ilan etmiş olduğu gibi toplumsal ilişkilerin “sefil” bir ölçüsü haline gelmiş durumda. İklim değişikliği ekonomisi üzerine 2006 tarihli bir raporun yazarı Nicholas Stern şu saptamada bulunuyor: “Biri iktisadi diğeri gezegen ölçeğinde iki krizin ortak bir yanı var. Her ikisi de, işleyişinin yarattığı riskleri değerleyemeyen, bunun, sağladığı hemen-şimdi kazancın fevkinde bir yıkıma yol açabileceğini hesaba katmayan ve oyuncuların karşılıklı-bağımlılığını küçümseyen bir sistemin sonucu.” [2] Kâr yarışının – “hemen-şimdi kazancın” – mantığı gerçekten de uzağı göremez. Ve “yolundan şaşmayan rekabet” sistemik “karşılıklı-bağımlılığa” kördür.

Son Güncelleme: Pazar, 21 Mart 2010 17:48 Devamını oku...
 

Daniel Bensaid Porto Allegre'de anıldı

e-Posta Yazdır PDF

Dünya Sosyal Forumu'nun onuncu yılının başlangıcı için, 24-28 Şubat 2010 tarihlerinde uluslararası bir seminer yapıldı. 28 Ocak'ta, bu seminer sırasında, Dainel Bensaid'in anısına yapılan bir toplantı, orada bulunan yüzlerce militanın hüzünlerini paylaşmalarına ve Daniel'in teorik planda olduğu gibi siyasal partikte de katkılarını tartışmalarına imkan verdi. Bu militanların çoğu brezilyalı olmakla birlikte Fransızlar (Fransa-ATTAC'dan Gus Massiah ve Christophe Aguiton gibi), Güney afrikalı (Patrick Bond), Avustralya, Kenya, ABD, Belçika (CADTM'den Eric Toussaint gibi) ve Arjantinliler de vardı. Danniel'in yaşamından birkaç parçayı gösteren filmden sonra, siyasal faaliyetinin değişik dönemlerine ilişkin konuşmalar yapıldı. Arjantin PRT'sinin eski militanı ve brezilya PT'sinin eski milletvekili Flavio Koutzii ve Arjantin PRT'sinin eski militanı ve şimdi brezilya PSOL'un yöneticisi Pedro Fuentes 1970'li yılları ve Daniel Bensaid'in Latin Amerika devrimcileriyle, özellikle de diktatvörlüğqe karyşı mücadele eden ve ayakta kalan Arjantin PRT'sinden olanlarca ilişkilerini ele aldılar. Porto Alegre eski belediye başkanı ve şimdi Rio Grande do Sul eyaleti PT başkanı Raoul Pont ve PSOL yönetiminden Joao Machado, Daniel'in, PT'nin  "Democratia Socialista" eğilimini, IV. Enternasyonal Brezilya seksiyonunu oluşturan militanların faaliyetlerini desteklediği 1980 ve 90'lı yıllardan söz ettiler. Christophe Aguiton, Daniel'in LCR yöneticisi olarak katkısından söz etti ve özellikle onun teorik katkısının önemini anlattı. Eric Toussaint, IV. Enternasyonal yöneticisi olarak Daniel ile olan deneyimini ve onun NPA'nın oluşumunda duyduğu sevinci anlattı.

 


JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Söyleşi: "Kıbrıs'ı Nasıl Bilirdiniz?"

Sevgi Göyçe'yi Kaybettik

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Mayıs 2012
P P S Ç P C C
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2

Kitap: "21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası" - Foti Benlisoy

 

Kitap: " Fransa ve Yunanistan'dan, Arap Devrimi, 'The Occupy' Hareketleri ve Kürt İsyanına 21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası" - Foti Benlisoy

Muhammed Buazizi’nin kendini ateşe vermesiyle Tunus’ta başlayan Arap devrimci süreci, ‘devrim’ kelimesini ‘bölgede’ ve dünyada gündelik kullanıma sokmuştu. Sonra, başta İspanya ve Yunanistan bir dizi Avrupa ülkesindeki kitle eylemleri, ‘öfkeliler’ (indignados) hareketi geldi, daha sonra da özellikle ABD’de ‘işgal et’ (occupy) hareketleri. Bu kez bir İspanyol devriminden, Avrupa ya da Amerikan devriminden bahsedilir oldu.

Şili’deki devasa öğrenci muhalefetine ‘penguen devrimi’ dendi. Türkiye’deyse Kürt isyanı, ya da ‘Kürt Baharı’ tabirleri giderek popülerleşti. Elbette çoğu abartılı tanımlama ve yorumlardı bunlar. Ancak devrimin kendisinin değilse bile lafzının, bir devrimin mümkün ve istenir olduğu fikrinin yaygınlaşması, yeni yüzyılın belki de en önemli, en şaşırtıcı sürpriziydi. Benlisoy'un kitabı devrimin ansızın ve ‘vakitsizce’ yeniden siyasal tahayyül dünyamıza dahil oluşuna dair sorular soruyor ve bu sorulara uçarı olmayan, teori ve gerçekle aynı anda bağını koruyan cevaplar veriyor…

 

 

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

SİTE İÇİ ARAMA