|
Bizimki IV.Enternasyonal. Politik gerileme ve örgütsel dağılma yoluyla ortadan kalkan diğer üçünden sonra, "troçkist" olarak anılan "Dördüncü"sü.
IV.Enternasyonal tarihi, kuramsal ve pratik açıdan daha geniş bir temel üzerinde yer alıyor. Enternasyonalimiz, I. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşan sosyalist solun ve onu takip eden süreçte ortala çıkan demokratiik ve komünist solun doğrudan doğruya devamı ve sürdürücüsü olan bir harekettir. Eğer tarihsel referanslarımızdan söz etmek kimliğimize bir ışık tutakcaksa; Marks, Engels, Lüksemburg, Lenin ve Troçki ile birlikte birlikte tanımlanabiliriz. Çernişevsky, Plekhanov, Hilferding, Otto Bauer, Gramschi, Lukacs, Pannekoek, Kollantai, Che Guevara ve 1995 yılında yitirdiğimiz önder yoldaşımız Ernest Mandel analiz ve teorik çalışmalarımızı zenginleştiren diğer kişilikler olarak anılmalı.
Doğal olarak, sosyalist devrim için için savaşabilecek örgütler inşa edebilmek, ulusal çerçevede kök salmakla ve yerel işçi hareketinin en kayda değer geleneklerini kaynak almakla gerçekleşebilir. Bu aynı zamanda çağın başlıca devrimci deneyimlerine katılma ve öğrenme anlamına gelir: Kastroculuk, Maoculuk, Sandinizm, devrimci popülizm, Kurtuluş Teolojisi ve diğerleri.
Açık, eleştiriel Marksizm
Marksist teoriye açık ve eleştirel bir yaklaşım IV. Enternasyonal'in bir karakteristiğidir. Kısacası; son yirmi yıl içinde dünyanın çehresini değiştiren ekonomik, sosyal, politik ve kültürel dönüşümlerle yüzleşmeyi göze aldık, bunları özümsedik ve bu değişimlere göre tutum alabildik.
Sömürü ve baskıya, eşitsizlik ve sosyal adaletsizliğe dayanan bir dünyada yaşıyoruz. "Sınıf mücadelesi" işyerinde Emek ve Sermaye arasındaki basit bir yüzleşmeye indirgenebilir mi?
Kapitalizmi alt edebilecek tek toplumsal güç olan işçi sınıfı; sermaye ile olan güçler ilişkisini belirler. Fakat bundan daha fazlası, proletarya hareketi feminist, ekolojist, "üçüncü dünyacı", ırkçılık karşıtı, çok etnik kökenli toplumsal hareketlerle birlikte çalışır. Cinsel tercih, ulus ve ırk temelindeki ayrımlara karşı hak eşitliği için yapılan hareketler de buna dahildir. Bunların hepsi değerlerin, düşüncelerin, insanların önemini azaltan genelleşmiş bir metalaşma karşısındaki hareketlerdir.
IV. Enternasyonal 1930'larda, 20 Yüzyılın en karanlık günlerinde doğdu. Stalinizm Sovyet Rusya'da ve dışarıdaki Komünist partilerde gücü elinde bulunduruyordu. Faşist veya totaliter İtalya, Portekiz, Almanya, İspanya ve Fransa'da iktidardaydı. Sosyalist partilerin üzerinde militarist ve savaş kışkırtıcısı bir hava esmekteydi. Tüm bu gelişmeler korkunç bir dünya savaşına zemin hazırlamaktaydı.
Kararlı direniş
IV. Enternasyonal bu durumu farketti ve direndi. Birçok fedakarlıklarda bulunduk; dünyayı yönetenlerle pazarlığa oturmadık. Despot Sovyet bürokrasisi veya faşist ya da demokratik olsun batı kapitalizmiyle uzlaşmadık. İki ayak üzerindeki söylemimize bağlı kaldık: Demokratik; "emekçilerin kurtuluşu kendi eserleri olacaktır", enternasyonalist; sosyalizm ya enternasyonal olarak varolu ya da olmaz."
Bugün IV. Enternasyonal 40'ın üzerindeki ülkede nostaljik değil, politik ve militan bir anlayışla temsil ediliyor. Her nerede baskı ve sömürü varsa orada direniş ve mücadele vardır. Bu sürekli mücadele ne zaman insanlığın sosyalist özgürleşmesi anlayışı üzerine oturtulursa o zaman gayretler ulaşabilecekleri potansiyel güce erişebilecektir. Çabaların başarılı olma şansı ancak devrimci-sosyalist bir partide enerjik ve militan gruplar oluşturmaları; tartışma ve çalışmalarla köklerini inşa etmeleri ile mümkün olacaktır.
Stalinizm kayboldu ve sosyal demokratlar neo-liberalizme kaydılar. Bu durum solda geniş bir boşluk yaratmıştır. Bu boşluğu doldurmak ve ileri hareket etmek için bütün farklı tarihi köken, yörünge ve politik kültürlerine rağmen anti-kapitalist akımlar arasında pratik işbirliğine ve samimi müzakerelere ihtiyacımız vardır. Bu tarz işbirliği mümkün ve acilen gereklidir. İşte bu sekter olmayan, radikal birlik ruhu içinde IV.Enternasyonal gelecek mücadeleler için hazırlanıyor. |