Anasayfa Dünya'dan XVI. Dünya Kongresi’nin Anlamı - François Sabado
XVI. Dünya Kongresi’nin Anlamı - François Sabado PDF Yazdır e-Posta

Dünya kongreleri, Dördüncü Enternasyonal’in tarihinde önemli uğrak noktaları olagelmiştir. Kürenin dört bir yanından delegeler ve militanlar, uluslararası durumu, devrimci Marksist programın önemli sorularını, antikapitalist, sosyalist ve devrimci partilerin inşasında edinilen birbirinden farklı ve önemli tecrübeleri tartışmak için biraraya gelirler.

Dördüncü Enternasyonal’in 2010 yılının şubat ayında yapılacak on altıncı kongresi devrimci Marksistler için şimdiden önemli bir olay haline geldi. Altmış kadar ülkenin delegasyonları kongrede bulunacak. Dördüncü Enternasyonal üyesi olmayan çok sayıda misafir örgüt de aramızda olacak. Bu katılım, Enternasyonal’in radikal soldaki çoğulcu tartışmalara katkıda bulunma kapasitesine bir kanıt sayılır.   

Kongre kapitalist dünya için “medeniyet krizi” anlamına gelen küresel kriz sırasında gerçekleşiyor. İktisadi, toplumsal ve ekolojik öğeleri biraraya getiren, yani kapitalist sistemin işleyişinin giderek artan insani maliyetini gün be gün açık eden bir kriz bu. Kopenhag Zirvesi’ndeki fiyasko bunu bir kez daha ortaya koydu. Tüm o “yeşil kapitalizm” ya da “kapitalizmin ekolojik olarak yeniden inşası” muhabbetlerinin aksine sistemin temelindeki mantık, yani kâr arayışı, dünya halklarının ve işçilerinin çıkarlarına esastan ters. Kongreyi bekleyen görevlerden biri de küresel ekonomik krizdeki mevcut gelişmeleri gözden geçirip geçiş programını güncellemek olacaktır.

Gezegenin ekolojik anlamda yaşadığı tahribatla birlikte düşünüldüğünde bu programatik vazifenin yeni veçhelerinin olacağı açıktır. Ekolojik krize çözüm arayışlarına katkıda bulunmanın, “ekososyalist yanıt”ın temellerini dillendirmenin anlamı budur. Devrimci Marksizm’in genel geçer referansları bağlamında bu türden güncelleştirmeler yapmak ya da programatik yenilikler üretmek, Dördüncü Enternasyonal’de temsil olagelen Devrimci Marksist akımın başlıca niteliklerinden biridir. Bu bitmek bilmez düşünsel çaba sayesinde kapitalizmin İkinci Dünya Savaşı ertesinde yaşadığı gelişmeleri çözümleyebildik; 1960’lar ve 70’lerde yaşanan devrimlerin dinamiklerini kavrayabildik; yaşadıkları ezilmişlik karşısında kadınların ve LGBTT bireylerin verdikleri mücadeleler uyarınca devrimci Marksistlere yeni bir yön verebildik; kapitalist küreselleşmenin belirlediği yeni tarihsel dönemin özelliklerini, Stalinizm’in çöküşünü, sosyal demokrasinin sosyal liberal evrimini ve de gelişmiş kapitalist ülkelerde işçi hareketinin geçirdiği yapısal dönüşümü anlayabildik.

Bu bağlamda bir sonraki kongre, hareketlerin, devrimci akımların ya da geniş anlamda antikapitalist partilerin inşasında karşılaşılan yeni tecrübelerin paylaşıldığı mekânlardan biri olacak. Gerek kapitalizm gerekse her türden tahakkümcü sistem karşısında verilen mücadelede hatırı sayılır bir tarihsel sürekliliğe sahip bir enternasyonal akımın takipçisi olan Kongre, başka bir dünya tahayyülünün oluşturulmasına katkıda bulunacak teorik ve politik araçları sunacaktır. Bu kazanımların muhafaza edilmesi, güncellenmesi ve zenginleştirilmesi gerekir.

Dördüncü Enternasyonal’in, yaptığı yayınların ve faaliyetlerin anlamı budur. Ama bugün için önemli olan bir başka şey de önümüzdeki yeni tarihsel döneme tekabül edecek birliktelik perspektifi üzerine tartışmaktır. Bir dizi tecrübeyi, toplumsal ve politik akımı “görevlerimize ilişkin ortak bir kavrayış” temelinde biraraya getirmek için çaba sarf etmeliyiz. Portekiz’de Sol Blok, Danimarka’da Kızıl-Yeşil İttifak, Brezilya’da PSOL, Güney Kore’de yeni işçi partisinin inşası için mücadele eden akımlar, Pakistan’da LPP, Polonya’da PPP, Almanya’da Sol Parti içindeki sol akımlar ya da Fransa’da NPA, bunların her biri kendi usulünce antikapitalist solun örgütlenme formlarını yaratıyor.

Benzer sorular kimi Güney Amerika ya da Afrika ülkelerindeki radikal/devrimci yerli güçleri için antiemperyalist cepheler bağlamında sorulabilir. Devrimci güçlerin tekrardan bir araya gelişinin zaman ve mekânı buralarda ortaya çıkıyor.

Dördüncü Enternasyonal’in 2003’teki XV. Dünya Kongresi’nde tartıştığımız bu yaklaşım, işçi hareketinin yeniden örgütlenmesi sürecinde bize yön veren referans noktalarından biri oldu. Küresel krizin damgasını vurduğu mevcut durumda bu yaklaşım daha da derinleştirilmeli. Bu da kapitalist sömürüye karşı mücadele veren örgütleri, yeni türden mücadeleci sendikacılığı, soldaki yenilenen örgütlenmeleri, küresel adalet hareketinin “iklimi değil sistemi değiştirin” sloganı etrafında dirilişini, sosyal demokrasiden ve merkez soldan azade yeni bir antikapitalist parti yaratma çabalarını hesaba katmak anlamına gelir.

Hiç şüphesiz böylesi bir hedef bir dizi örgütlenme modeliyle ya da reçetesiyle özetlenemez. Her bir örgütün kendi tarihi var, kendi ulusal gerçeklikleri üzerine inşa edilmiş gelenekleri var; ama yine de biraraya gelme çabası yeni antikapitalist güçlerin inşası tartışmalarının merkezinde yer almalı. Dördüncü Enternasyonal’in tarihi bize öğretmiştir ki, programa dair genel tartışmalar uluslararası düzeyde yapılsa da, ulusal taktiksel seçimler ulusal örgütlerin ya da partilerin inisiyatifindedir. Her bir örgüt kendi katkısını sunarak genel tartışmayı zenginleştirir. Dördüncü Enternasyonal kongrelerinin bir anlamı da budur.

Çeviren: Fırat Genç

 

 

YENİYOL Son Sayı

8 Mart

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG

Yazın Yayıncılık'dan


Marx'ın Kapitali - Ernest Mandel

Ernest Mandel'in, Kapital ciltlerine yaptığı katkılardan ve önsözlerden oluşan bu kitap ekonomi politiğe çok yararlı bir giriş niteliğinde. Bir yandan Marks'ın görüşlerini açarken, öbür yandan da onları deyim yerindeyse güncelliyor, Mandel.


1968 - Son ve Devam
Daniel Bensaid - Alain Krivine
Bensaid ve Krivine kırkıncı yılında 68'i değerlendiriyorlar. Efsanelerden ve masallardan uzak 68'in gerçekleri ve bugünden o günün fırtınalı ortamına bir bakış.