Gerçek kimlik ne talep edildiği an tevdi edilebilir, ne de sadece bir bilgi olarak saklanabilir. Böyle olabileceğini düşünmek zalimler tarafından tutulan sözümona ‘güvenlik’ kayıtlarının zafiyetidir. Gerçek kimlik, tek bir kalpte hissedilebilen ve bir diğeri tarafından tanınan bir şeydir. Herhangi bir sorgunun açığa çıkaramayacağı bir sırrı içinde barındırır her zaman. Onun sırrı insan olmasıdır. Hem kişisel hem de kolektif olanı içerir. Hem bir aidiyet, hem de bir farklılık hissi bahşeder. Farklıllık her birimizi ayırt eden şeyin ta kendisidir. Gerçek bir kimlik süreklilik arz eder. Atalar ve benzer şeyleri, ölümü ve henüz doğmamış olanı çağrıştırır. Ve aynı zamanda, her geçici anda ‘ben’ anlamına gelen bir ‘burası’ ve ‘şimdi’nin çerçevesini çizer. Bir insanın memleketini terk etmek zorunda kalması, köksüz ve sürgün bir halde kovalanması o kişinin varoluşsal süreklilik hissini paramparça eder. İşte bu nedenle köksüzlerin, zorla kökünden sökülüp atılmış olanların kimlik meselesi genellikle bir geri dönüş hayali ve vaadiyle alakalıdır. İsrailliler de insanlar ve bunu biliyor olmalılar. Fakat seçilmiş insanlar olduklarını iddia ettikleri müddetçe bunu unutmuş haldeler. Filistin ve dışındaki göçmen kamplarında yaşayan dört milyon Filistinli bu vaad sayesinde hâlâ kim olduklarını, tarihte ve coğrafyada nereye ait olduklarını bilebiliyorlar. İsrail devletinin sınırları içerisinde ikamet eden bir milyon Filistinli resmen İsrailli Araplar olarak tanınıyor. Yakın zamana kadar Filistinli sıfatı yasaklanmıştı. Belirli koşullarda bu sıfatın kullanılması suçtu. Bugün İsrailli birçok Yahudi açısından bir Filistin ülkesi mefhumu yok edilmiş halde. Dünyada çok yönlü bir askeri üstünlüğe sahip olanlar, tamamiyle olmasa da, medya üzerinde hatırı sayılır bir güce sahipler. Ve medyanın yardımıyla eziyet ettikleri insanlara ilişkin sterotipler yaratıyorlar. Taliban, ilkel fanatikler. Iraklılar, kontrol edilemez katiller. Filistinliler, teröristler. Belki de El Kaide’den bile daha fazla önde gelen teröristler. Ayrıca hepsi dar görüşlü, tembel, geri kalmış ve köhne. Filistinliler için bu tür aşağılamalar, acısını çektikleri gerçek yaralara kıyasla bir hiçten ibaret. Fakat dünyanın geri kalanının Filistinlileri bu gaddarca sterotiplere göre yargılayabileceği fikri verdikleri mücadelenin gerçek kimliklerini beyan edebilmesini daha da zorlaştırmaktadır. Dış dünyanın, örneğin Batı Şeria’da inşa edilen duvar gibi İsrail eylemlerini kontrol etmeyi, bu tür eylemler defalarca uluslararası hukuk tarafından kınanmış olmasına rağmen, bir kere daha göz ardı etmiş olması böylesi bir mücadeleyi zaman zaman umutsuzluğa sürüklemektedir. Burada, sözü edilen kimliğin tanınmasının, hatta buna ‘arzu edilen tanıma’ diyelim, ne olduğu üzerine düşünmek anlamlı. Eşsiz bir şekilde kişisel olan ile anonim olan arasındaki dengenin kabul edilmesini ima eder. Anonim olarak adlandırdığımız şeyler unutulmuş olanlar değildir. Aksine, bir isimden yoksun olarak hatırlananlardır. Hatırlamak, tam anlamıyla, parçaları bir araya getirmektir. Kimlikleri ve memleketleri en az üç kuşaktır ilhak ve inkar edilen insanlar için kimliklerini koruma ve tebcil etme mücadelesi çok farklı şekillerde olabilir. Fiziksel direnişin uzlaşmazlığı söz konusudur. Silahlar ve askeri yöntemlerin açık ara asimetrikliği karşısındaki uzlaşmazlık. Siyasi hataları ne olursa olsun zaptedilmesi namümkün, inkar edilen kimliğin her anlamda cisimleştiği popüler kahramanlar vardır. Arafat bunun en mükemmel örneğiydi. Ve kusursuz olarak hatırlayan şiir vardır. İngilizce’den Çeviren: Mehmet Ali Umar
Filistin topraklarında yaşayan her Filistinli otuz yıldır, bu toprakları illegal bir şekilde işgal eden İsrail yönetimi tarafından her an yanlarında bulunması gereken bir kimlik kartını taşımak zorunda bırakılmaktadır. Portakal rengi ya da yeşil, fark etmez. Gözetim altındaki kasabalarda yaşayanlar için portakal rengi, etrafı her daim kuşatılmış kırsal bölgede yaşayanlar için yeşil. Her rengin yollar, kontrol noktaları, çıkış ve girişlere ilişkin kendine özgü kısıtlamaları ve yasakları vardır.
Bu kimlik kartları üzerindeki bütün bilgiler İbranice’dir. Sadece kimliğin sahibinin ismi elle Arapça yazılmıştır. İsim, fotoğraf, doğum tarihi, doğum yeri, ikametgah. Her kartın bir numarası vardır ve bugün bir İsrail askeri bu numarayı cep telefonuna girdiği zaman o kişinin geçmiş kayıtlarına ulaşabilir. Filistin’deki ailelerin neredeyse tamamının en az bir ferdi İsrail hapishanelerinde yatmıştır ya da halihazırda hapistedir. Taşıdıkları kodlanmış bilgilere rağmen bu kimlik kartlarının ‘kimlik’ ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Onlar aslında çalınmış gerçeklerin birer envanteridir.













