SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Dünyadan Kredi verenlerin sultasına karşı Yunan halkının direnişine destek olalım! - CADTM

Kredi verenlerin sultasına karşı Yunan halkının direnişine destek olalım! - CADTM

e-Posta Yazdır PDF

 

2 Mayıs pazar günü açıklanan yeni kemer sıkma planı Yunan halkı için, kamu ve özel sektörde çalışan işçiler, emekliler ya da işsizler için, bir felaket anlamına gelmektedir. Planın içerdiği tedbirlerden bazıları şunlar:

 

  • Kamu sektöründeki ücretlerin ve emeklilik ikramiyelerinin beş yıl boyunca dondurulması;
  • Devlet memurlarının iki aylık maaşlarına denk gelen bir miktara el konması;
  • Esas KDV oranının yüzde 19 ve 21’in ardından şimdi de yüzde 23’e yükseltilmesi;
  • Diğer KDV oranlarının da yükseltilmesi (yüzde 5’ten 5.5’e ve yüzde 10’dan 11’e);
  • Akaryakıt, içki ve tütün ürünlerine uygulanan verginin bir ay içinde ikinci kez yüzde 10 oranında yükseltilmesi;
  • Erken emekliliklerin (bunlar aslen strese bağlı emeklilikler) 60 yaşın altındakiler için yasaklanması;
  • Kadınlar için yasal emeklilik yaşının 2013’te 60’dan 65’e yükseltilecek olması;
  • Erkekler için yasal emeklilik yaşının ise hayat beklentisine bağlı kılınacak olması;
  • Tam emeklilik ikramiyesinden yararlanabilmek için (37 yerine) 40 yıl çalışmış olma koşulunun getirilmesi;
  • Emeklilik ikramiyelerin kişinin aldığı son ücret yerine yıllar içinde aldığı ortalama ücret üzerinden hesaplanması (bu yüzde 45 ile 60 arasında net kesinti anlamına gelmekte);
  • Hükümetin harcama kalemlerini 1,5 milyar avro azaltması (bu da eğitim ve sağlığa daha az para ayrılması anlamına geliyor);
  • Kamu yatırımlarının da 1,5 milyar avro düşürülmesi;
  • Gençler ve uzun süreli işsizler için (Fransa’daki sendikaların ve gençlerin reddettiği CPE benzeri) yeni bir asgari ücretin tayin edilmesi.

Mali piyasaların ekmeğine yağ sürülüyor!

  • Ulaşım ve enerji hizmetleri serbestleştirilecek ve özelleştirmelere açık hale getirilecek;
  • Mali sektör (özellikle de bankalar) AB ve IMF’nin yardımıyla peyda edilen fonlardan yararlanacak;
  • Esnek çalışma yaygınlaşacak;
  • İşten çıkarmalar kolaylaşacak;
  • Yunan ekonomisi bundan böyle IMF tarafından kontrol edilecek.

Yunanistan avro bölgesinin bir parçası olduğundan parasının değerini düşüremez ya da faiz hadleriyle oynayamaz. Borçlarının üçte ikisi Avrupalı mali kurumlara olduğundan borçlarını yeniden yapılandıramaz. Aynı bankalar Avrupa Merkez Bankası’ndan yüzde1 faizle borç alıp hükümetlere kredi vermeye devam edecekler. Yukarıda sıralanan tedbirlere ek olarak avro bölgesindeki ülkeler, bireysel ölçekte, önümüzdeki üç yıl boyunca Yunanistan’a yüzde5 faizle 100 ila 135 milyar avro arası borç verecek (2010 itibariyle bu borcun miktarı 45 milyar avro). Başka bir deyişle, zengin ülkeler ve bankalar Yunan halkının sırtından para kazanacaklar. Fransa maliye bakanı Christine Lagarde yıllık 150 milyon avro kâr öngörmekte. Spekülasyon peşindeki kredi verenlerin borcunu ödemeye çalışan Yunanistan’ın kamu borcu katlanarak büyüyecek!

Yunanistan’da yaşanan kriz, IMF, AB ve mali piyasaların temsil ettiği tehlikenin bir örneğidir.

Felaket getiren yapısal uyum programlarıyla itibarı yerle bir olan IMF, bazı Doğu Avrupa ülkelerinin ekonomilerini iki yıl içinde mahvettikten sonra şimdi de avro bölgesinde su yüzüne çıkıyor. Geçmişte kullandığı yöntemlerle, aynı ortaklarla iş görüyor: Mali piyasalar ve ulus ötesi şirketler. Dün olduğu gibi bugün de ‘kundakçı itfaiyeci’ yine karşımızda. AB ve onun Komisyonu da paradigmalarını açık ve kesintisiz rekabetin hizmetine uyarlamış durumda. Avrupa Merkez Bankası, Avrupa’nın yoksul halklarına değil bankalara ve finans kurumlarına hizmet ediyor. Ödemeleri önde gelen ABD bankalarınca yapılan derecelendirme kuruluşları aracılığıyla Yunan krizini vaktinden önce ateşleyen mali piyasalar, spekülatif stratejileri yoluyla daha da büyük kârlar elde etmenin peşinde. PASOK hükümeti, AB ve IMF ise onlara altın bir fırsat sunmuş durumda.

Finans endüstrisinin ardında ulus ötesi imalat, ticaret ve hizmet şirketleri var.

Bizler spekülatif fonları, derecelendirme kuruluşlarını ve de finans endüstrisini lanetlerken bunların daha büyük bir bütünün parçası olduğunu da aklımızda tutuyoruz. Mahrum halkların boğazına sarılan bu azgın spekülasyonu mümkün kılan iki temel sebep var:

  • Mali piyasaların 1980’lerden bu yana sürekli düzensizleştirilmesi;
  • Büyük şirketlerin idarelerinin karlarını üretim ve istihdam yerine spekülasyona ‘yatırmış’ olmaları. Kârların bu şekilde birikmesi, refahın, ücretlilerin aleyhine hisse sahiplerinin ise lehine olarak dağılmasını beraberinde getirdi. Yirmi beş yıl boyunca ücretlilerin gayri safi milli hasıladan aldıkları pay, gelişmiş ülkelerde, ortalama yüzde10 azaldı. Neoliberal ideolojiye tekabül eden bu iktisadi trend bugün tecrübe ettiğimiz krizin esas nedenidir.

Farklı hükümetler 30 yıl boyunca Yunanistan’da ya da Kuzey’deki diğer ülkelerde birbirini takip etti, artan kamu borçlarının asıl sorumlusu da onlardır. Zengin hanelerin ve şirketlerin lehine işleyen vergi politikaları bütçe gelirlerini kısıp kamu açıkları yaratmış, devletlerin giderek daha fazla borç batağına saplanmasına neden olmuştur.

Krizin esas sorumluları paçayı kurtarırken faturayı ödemek halka kalmıştır.

PASOK-AB-IMF üçlüsünün Yunan halkına dayattığı kemer sıkma planında vergi adaleti yönünde birkaç gülünç tedbir dışında hiçbir şey yok, şirket gelirlerinin vergilendirilmesi yolunda hiçbir tedbir alınmamış. PASOK, AB ve IMF’nin çözüm diye önümüze koydukları Yunanistan’ı daha derin bir krize sürüklemekte. 2010 yılı için GSMH’de yüzde 4’lük bir duraklama tahminleri yapılmakta. Küçük zanaatkâr ve esnafın yanı sıra küçük ölçekli şirketler de iflasla karşılaşacak. İşsizlik patlayacak, alt ve orta sınıfların alım gücü dibe vuracak. Eşitsizlikler büyüyecek ve (suya, sağlığa, eğitime erişim gibi) temel insan hakları nüfusun çok daha büyük bir kesimi için ulaşılamaz hale gelecek.

Yunan halkının öfkesi bizim de öfkemizdir. CADTM, kemer sıkma planına karşı başlatılan harekete tam destek vermektedir.

Alternatif çözümler mümkün!

  • Yunanistan’ın kamu borçlarının geri ödemesi hemen askıya alınmalı ve bu borcun meşru olup olmadığına karar vermesi için bir kamu denetimi örgütlenmelidir;
  • Erteleme tedbirleri alınmalı ve söz konusu borcun mali getirisi en yüksek gelir vergisi oranında vergilendirilmelidir;
  • Vergi adaletini yeniden tesis etmek ve vergi kaçaklarıyla mücadele etmek için derhal tedbir alınmalıdır. Yunan Hazinesi’nin hesaplarına göre (günah keçisi ilan edilen) memurlar ve işçiler, kimyager, avukat, hekim ya da banka yöneticilerinden daha fazla gelir beyan etmekte! Armatörler de dahil neredeyse tüm şirketler, gelirlerini, daha uygun vergi sistemlerine sahip Kıbrıs gibi ülkelerde göstermekte. Ortodoks Kilisesi, menkul ve gayrimenkul mülklerinde halen müthiş bir vergi indirimine sahip. Yunanistan’da para var, ama kemer sıkma planının bulmak istediği yerde değil o para!

CADTM olarak 5 Mayıs çarşamba günü genel greve giden Yunan halkına dayanışmamızı sunuyoruz. Yunanistan’da ve diğer tüm Avrupa ülkelerinde dayanışma çok daha görünür olmalıdır. Şu an saldırı altında olan Yunanistan, ama hepimiz biliyoruz ki yarın sıra Portekiz’e, İrlanda’ya ya da İspanya’ya gelecek. Bir sonraki gün tüm avro bölgesi, ‘zengin’ ülkeler de dahil olmak üzere etkilenecek.

İlk dayanışma bildirileriyle ve Yunanistan konsoloslukları önündeki destek eylemleriyle yüzümüz güldü. Şimdi daha da ileri gitmeliyiz!

Avrupa’nın tüm toplumsal hareketleri Yunan halkının yanında olmak zorunda! Avrupalılar ancak ortak bir protestoyla kazanabilirler!

CADTM bu protestonun bir parçası olacak!

CADTM - Üçüncü Dünyanın Borçlarının Silinmesi Komitesi

6 Mayıs 2010

Çeviri: Fırat Genç

 

 

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Daniel Bensaid

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Şubat 2012
P P S Ç P C C
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 1 2 3

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

Dosya: Arap Dünyasında Devrimler Çağı

Paylaş

AddThis Social Bookmark Button

SİTE İÇİ ARAMA

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG