SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Dünyadan Gazze Konvoyu'na Saldırı: İsrail'in Hukuki Dokunulmazlığına Son!

Gazze Konvoyu'na Saldırı: İsrail'in Hukuki Dokunulmazlığına Son!

e-Posta Yazdır PDF

Benjamin Netanyahu ve Avigdor Lieberman'ın aşırı-sağ hükümeti, insan onurunu ayaklar altına almakta ve uluslararası hukuku çiğnemekte beis görmeyen önceki İsrail hükümetlerinden de ileri gidebileceğini göstermiştir. Uluslararası sularda Gazze Özgürlük Filosu'na yapılmış bu canice saldırı, İsrail hükümetinin saldırgan politikalarının eriştiği yeni bir düzeyi temsil etmektedir. Söz konusu saldırıya, dünya kamuoyu ve dayanışma hareketince güçlü bir yanıt verilmesi gerekmektedir.

İşçi Partisi'nin, Netanyahu'nun aşırılıkçı hükümetine verdiği desteği göz önünde bulundurursak, Siyonist düzenin tüm unsurları bu katliamda suç ortağıdır. İşçi Partili Savunma Bakanı Ehud Barak, hükümetin eylemin tüm sorumluluğunu üstlendiğini deklare etti. Bu açıklama, şüphesiz dünya hükümetlerinin yüzeysel açıklamaları yoluyla meselenin geçiştirileceği inancına dayanmaktaydı: İsrail'i şöyle bir kınayan diplomatik mesajların verilmesi yani, hepsi bu. Her zaman olduğu gibi. Fakat bu kez daha farklı olmak durumunda. Bu kez yükselen protestonun basıncıyla hükümetler, eyleme geçmek zorunda bırakılmalıdır. Hâlihazırda Obama ve Ban Ki-Mon soruşturmadan söz ediyor. Bu tarz bir soruşturmanın sonuçları ne olacak? İsrail hükümeti uluslararası sularda yasadışı bir saldırı gerçekleştirdiğini reddetmemekte, bunu kabul etmektedir. İsrail Ordusu sözcüleri, ondan fazla aktivisti öldürdüğünü bizzat ifade etmektedir. Yine İsrail Ordusu'nun kendi sözcüleri, katliamın bahanesi olarak, hepi topu dört askerinin yaralanmış olmasını göstermektedir. Teknedeki El- Cezire muhabirinin aktardığı üzre, gemide beyaz bayrak açılmasına ve ortada hiçbir provokasyon olmamasına rağmen İsrail askerleri ateş açıp, saldırıya geçmişlerdir. Tüm bunlar, 2008-09'da olduğu gibi, kesinlikle savunma amacı taşımamamakla birlikte, orantısız güç kullanımını örneklendirmektedir. Özgürlük Filosu'na yapılan saldırı; tam da filonun protesto edip, meydan okuma niyeti taşıdığı Gazze ablukasının mantıksal bir uzantısıdır. İsrail'inki hariç olmak kaydıyla, dünya üzerinde bu ablukanın sürdürülüyor olmasını savunabilecek tek bir hükümet bulabilmek oldukça zordur. Sivillerden müteşekkil bir nüfusun,yasadışı bir biçimde ve toplu olarak cezalandırılması örneğidir Gazze ablukası. Yine de, dünya üzerinde söz konusu ablukayı ortadan kaldırmak için bir tek parmağını kaldıracak herhangi bir hükümet yetkilisi bulabilmek ihtimal dışıdır. Utanmaz ölçüde müstehzi bir nitelik taşıyan İsrail halkla ilişkiler operasyonu, blokajın etkilerini hafifsemekte, gazetecilere Gazze'deki lüks bir restoranı tavsiye etmekten beis duymamaktadır. Şüphesiz sözü edilen basın açıklamasının yazarı, Varşova Gettosu'nda lüks restoranların, az ötelerinde Yahudiler açlıktan ölürken, işlemeye devam ettiğini çok iyi bilmektedir! Bugün Gazze'de kitlesel bir açlık sorunu yok; söz konusu blokaj oldukça keyfi bir nitelik taşısa da, bu düzeyde bir felâketi önleyecek şekilde, planlı bir biçimde gerçekleştirilmektedir. Yine de abluka, kitlesel çapta yetersiz beslenme sorununa sebebiyet vermektedir; ve onbinlerce çocuğun travmatizasyonuna; Gazzeli 1,5 milyon insanın yüzde 80'inin yardıma muhtaç bir biçimde yaşamaya zorlanmasına; insanların, 2008-09'daki İsrail saldırıları sonucu tahrip edilmiş evlerinde, hiçbir tamir olanağına sahip olmaksızın yaşamak zorunda bırakılmasına; acilen tıbbi müdahalede bulunulması gereken 28 Filistinli hastanın ölümüne yol açmıştır şimdiye kadar.


Ablukanın doruk noktasına ulaştığı bu dönemde çıkagelen protestolar, Özgürlük Konvoyu'na yapılan saldırıyı kınamaktan daha fazla şey ifade ediyor. İsrail büyükelçiliklerive konsolosluklarının hemen dışında yapılan gösteri ve protesto lar sürdürülmelidir. Fakat bununla yetinmemeli, bulunduğumuz tüm ülkelerde İsrail'in bu rezil kalkışmasını mümkün kılan hükümetleri hedef tahtasına yerleştirmeliyiz.

- Obama yönetimi altında İsrail'in destekçisi olmayı sürdüren Birleşik Devletler'de protestocular, İsrail hükümetinin işlemekte olduğu cürümleri finanse etmeye yarayan yıllık yardımdan 3 milyar dolarlık bir kesinti yapılmasını talep etmelidir.
- Henüz birkaç ay evvel İsrail'le daha yakın ilişkiler kurmaya karar veren Avrupa Birliği'nin üyesi olan ülkelerde, protestocular İsrail-AB serbest ticaret anlaşmalarına insan haklarına ilişkin hükümler eklenmesi ve İsrail'e iktisadi açıdan hayat alanı sağlayan ticari imtiyazların iptal edilmesi çağrısında bulunmalıdır.
- İsrail'le iktisadi ve/ya politik ilişkileri olan Arap ülkelerinde, kitlelerin öfkesi hükümetlerin suç ortaklığını sürdürmekten caydırılması hedefine yöneltilmelidir- özellikle, yasadışı ablukanın sürdürülmesinde esaslı rolü olan Mısır Hükümeti'ne baskı uygulanmalıdır.- İsrail'de protestolar sürdürülmeli, bu esnada aşırı-sağ harekete karşı düzeyi giderek artan bir direniş hareketi yaratmanın yolları aranmalıdır.
- Dayanışma hareketinin, hükümeti İsrail aleyhine eylemde bulunmaya zorlama kudretine sahip olmadığı ülkelerde; protestocular kitlesel boykot, iktisadi tecrit ve yaptırım kampanyaları yoluyla kontrolü ellerine almayı denemelidir.


Son olarak, yaşadığımız vahşet İsrail Devleti sınırlarına ilişmeyi göze alamayan, ufak bir Filistin devleti kurmak amacıyla gerçekleştirildiği varsayılan 1967 ''barış sürecinin'' iflâsına ilişkin yeni bir tartışma ve eylemlilik dalgasını tetiklemelidir. Filistlinli otoritelerle dolaylı yoldan gerçekleştirilen solgun diyaloğun askıya alınması vâkiyken, İsrail hükümeti bugün sözümona ''cezalandırılmaktadır''. Bugün İsrail, bu diyalog sürecini adaletin gereklerini yerine getirmekten kaçınmak adına oyalama taktiğine başvurmak için bir fırsat olarak görmektedir, bu açıktır. Barış ve dayanışma hareketleri, berrak bir politik hattın inşasını teşvik etmek ve bir alternatif ortaya koyabilmek, huzurlu bir Ortadoğu'nun yaratılması hususunda inisiyatif almak, Filistin halkı için koşulsuz self-determinasyon hakkı talep etmek, Gazze Şeridi nüfusunun 5'te 4'ünü teşkil eden 1948 mültecilerine geri dönüş hakkı tanınması için baskı yapmak, Siyonist devleti alaşağı etmek, Filistin ve İsrail halklarının tam bir eşitlik çerçevesinde bir arada yaşayabilmeleri için eylemlilikte bulunmak adına bir kere daha harekete geçmelidir.

Dördüncü Enternasyonal Merkez Bürosu Paris, 1 Haziran 2010.

 

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Daniel Bensaid

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Şubat 2012
P P S Ç P C C
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 1 2 3

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

Dosya: Arap Dünyasında Devrimler Çağı

Paylaş

AddThis Social Bookmark Button

SİTE İÇİ ARAMA

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG