SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Dünyadan İspanya: Sağın zaferi, ufukta büyük kriz görünüyor - Lluis Rabell

İspanya: Sağın zaferi, ufukta büyük kriz görünüyor - Lluis Rabell

e-Posta Yazdır PDF

* Izquierda Anticapitalista, Katalunya

20 Kasım 2011’de İspanyadaki seçimlerde Sosyalist Parti’nin (PSOE) beklenen yenilgisi tahmin edildiği kadar ağır olmadı. İspanyol seçim sistemi dengeli olmaktan çok uzak ve gerçeği ciddi şekilde çarpıtan deforme görüntüler yansıtıyor. Seçimler sandalye sayısı göz önüne alındığında Halk Partisi için “tarihi bir zafer” olarak görülebilir. Halk Partisi 2008’deki seçimlerden bu yana, ezici bir mutlak çoğunlukla temsil sayısını 153 millet vekilinden 186 sandalyeye çıkardı. Tabii sağ kanat, tartışmasız şekilde halk katmanları içeren geleneksel seçmenini canlandırdı ve seferber etti. Ancak bu büyük bir tsunami dalgası değildi, Halk Partisi oyunu İspanya’nın tamamında ancak 600,000’in biraz üzerine çıkardı. Parlamento çoğunluğunun sağ kanada kaymasının sebebi, ağır sonuçlarıyla beraber İspanya Sosyalist Partisi’nin su götürmez nitelikte çöküşüdür. Milletvekilleri açısından bakıldığında 2008’de 169 sandalye, 2011’de ise yalnızca 110 sandalye ile sosyalistlerin başarısızlığı kırıcı. Her şeyden öte, alınan oylar karşılaştırıldığında felaketin büyüklüğünü anlayabilmek mümkün. İspanya Sosyalist Partisi önceki genel seçime nazaran 4 milyondan fazla oy kaybetti.

Böylelikle Avrupa’daki ekonomik kriz başka bir hükümeti daha silip attı. Bu kez tabii tutamadığı sözlerin, mali piyasaların ve Avrupa Birliği kurumlarının şartlarına uymanın bedelini sosyal liberal olan Zapatero ödedi.  5 milyon işsiz, mahvolmuş bir emlak piyasası ve kurtarma paketleriyle desteklenen bankalarla, Mayıs 2010’dan beri uygulanan kemer sıkma politikaları (emekli maaşlarının dondurulması, kamudaki maaş kesintileri, bütçe kesintileri ve emekli aylıklarına karşı reform), ülke resesyona boğulurken ve sosyal durum bariz şekilde kötüleşirken, yalnızca sol seçmenin antipatisine yol açtı.  Endülüs’ün ve Katalunya’nın iki sosyalist kalesi sağ kanada kaydı.  Zapatero’nun iki zaferinde önemli rol oynayan Katalunya’da sosyalistler, söylemlerinde göçe karşı popülist yakınmalarla beraber vergi konularında Katalan milliyetçiliğine değinerek, seçimleri kazanan ulusal sağ Yaklaşma ve Birlik Partisi’ne (Convergència i Unió) yenildi. Bu parti baharda, önceden çoğulcu solun hakim olduğu bölgesel yönetimi de kazandıktan sonra, otuz yıldan fazladır solun kalesi olan Barselona belediyesini sosyalistlerden çoktan almıştı. Katalunya idaresi (Generalitat de Catalunya) şu anda kamuya yönelik neoliberal saldırıların ilk sırasında.

Izquierda Unida (Birleşik Sol), net 700.000’den fazla oy artışıyla, vekil sayısını 2’den 11’e çıkararak seçimlerde önemli bir aşama kaydetti. Eleştirel ve anti neoliberal söylemiyle Izquierda Unida sosyalist oyların bir kısmını kazandı. (Ancak hepsinden öte Madrid’te dikkate değer bir kısım, sağ kanat seçeneklerine sürüklendi.)  Sosyalist Parti soluna, yararlı oy olarak ortaya çıkan kırgınlar hareketinin etkisi de IU’nun tarafındaydı.  Europe Écologie’den ilham alan yeşil proje başlatma çabası boşa çıktı. Ama ‘yararlı oy’a yönelik baskı ‘antikapitalistlerin’ adaylığınca hedeflenen alanlarda da hissedildi, diğer güçler ve aktivistlerin yanı sıra, İspanya’daki Dördüncü Enternasyonal seksiyonu tarafından desteklendi. İtaatsizliğe çağrı yapan ve sembolik olarak banka, borsa ve bakanlık ofislerini işgal eden, Barselona listemizin başı Esther Vivas’a yönelik yasal eyleme kadar varan cesur bir kampanya alternatif bir programın kitleselleştirilmesinin ve fark edilir bir aktivist atılımın önünü açtı. (‘Antikapitalistler’, adaylığın seçim yasasının dayatttığı kısıtlamaların üstesinden geldiği birkaç eyalette yaklaşık 25.000 oy aldılar.)

Sağ kanatın sosyal haklara saldırıları pervazsızca yoğunlaştırma çabaları zaferle sonuçlandı. Ancak son haftalarda Madrid’deki okullarda önemli hareketlenmeler ve Barselona’daki  üniversitelerde seçmen katmanında genel bir grev görüldü. Bask taraftarlarının adayı Amaiur, İspanya parlamentosundaki grup üyelerine ateş püskürdü. Bu arada 15M hareketi de sona ermekten çok uzak. Uluslararası kriz bağlamında, ufukta yoğun sosyal ve politik çatışmalar görünüyor. Gündemde daha mücadeleci yapıda bir sol kanat olacağı kesin.

 

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Söyleşi: "Kıbrıs'ı Nasıl Bilirdiniz?"

Sevgi Göyçe'yi Kaybettik

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Mayıs 2012
P P S Ç P C C
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2

Kitap: "21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası" - Foti Benlisoy

 

Kitap: " Fransa ve Yunanistan'dan, Arap Devrimi, 'The Occupy' Hareketleri ve Kürt İsyanına 21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası" - Foti Benlisoy

Muhammed Buazizi’nin kendini ateşe vermesiyle Tunus’ta başlayan Arap devrimci süreci, ‘devrim’ kelimesini ‘bölgede’ ve dünyada gündelik kullanıma sokmuştu. Sonra, başta İspanya ve Yunanistan bir dizi Avrupa ülkesindeki kitle eylemleri, ‘öfkeliler’ (indignados) hareketi geldi, daha sonra da özellikle ABD’de ‘işgal et’ (occupy) hareketleri. Bu kez bir İspanyol devriminden, Avrupa ya da Amerikan devriminden bahsedilir oldu.

Şili’deki devasa öğrenci muhalefetine ‘penguen devrimi’ dendi. Türkiye’deyse Kürt isyanı, ya da ‘Kürt Baharı’ tabirleri giderek popülerleşti. Elbette çoğu abartılı tanımlama ve yorumlardı bunlar. Ancak devrimin kendisinin değilse bile lafzının, bir devrimin mümkün ve istenir olduğu fikrinin yaygınlaşması, yeni yüzyılın belki de en önemli, en şaşırtıcı sürpriziydi. Benlisoy'un kitabı devrimin ansızın ve ‘vakitsizce’ yeniden siyasal tahayyül dünyamıza dahil oluşuna dair sorular soruyor ve bu sorulara uçarı olmayan, teori ve gerçekle aynı anda bağını koruyan cevaplar veriyor…

 

 

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

SİTE İÇİ ARAMA