|
|
|
Tek Çözüm İklim Adaleti Hareketi - Stefo Benlisoy |
|
|
|
|
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda dikkate alınabilir, güçlü bir karar çıkmaması bir sürpriz olarak değerlendirilebilir mi?
|
|
Devamını oku...
|
|
Kopenhag Zirvesi: Umutlu Olmak İçin Neden Var mı? - Stefo Benlisoy |
|
|
|
|
İklim değişimiyle mücadelede Kyoto Protokolü sonrası sürecin belirleneceği 15. Taraflar Konferansı, nam-ı diğer Kopenhag zirvesine sayılı gün kala kartlar açılmaya, ağızlardaki baklalar çıkarılmaya başlandı. Kendisinden niyeyse çok şey beklenen Barack Obama, ABD’nin 2020 yılında emisyonlarını 2005 düzeyinden yüzde 17 oranında azaltma vaadinde bulundu. Bu, Kyoto çerçevesinde kerteriz noktası olarak alınan 1990 seviyesindeki emisyonlar düşünüldüğünde sadece ve sadece yüzde 4’lük bir azalma anlamına geliyor. Obama’nın zirvenin kapanışına katılmayıp sadece açılış günlerinde Kopenhag’a “uğraması” da bu iddiasızlığın bir göstergesi. Çin ise geçtiğimiz günlerde 2020’ye kadar ekonomisinin karbon yoğunluğunu yüzde 40-45 oranında azaltacağını açıkladı açıklamasına ama bu sadece bir verimlilik artırma vaadi. Yani Çin’in emisyonları azalmayacak aksine artmaya devam edecek. Avrupa Birliği ise görünürdeki daha radikal emisyon indirimi hedeflerini (2020’de 1990’daki seviyenin yüzde 20 gerisi), büyük oranda, soruna kalıcı çözüm getirmekten uzak olmakla ve Güney toplumlarını sömürmekle itham edilen “denkleştirme” mekanizmalarına yaslanarak sağlamayı tasarlıyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Ufukta Beliren Kopenhag Fiyaskosu - Phil Ward |
|
|
|
|
Aralık ayında Kopenhag’da gerçekleştirilecek İklim Değişikliği Zirvesi’nin sera gazları emisyonunun düşürülmesine yönelik bir anlaşmayla sonuçlanabileceğine ilişkin umutlar hızla tükeniyor. BM İklim Değişikliği Destek Ekibi’nin başında bulunan Janos Pasztor, 27 Ekim’de ortak hedefler veya emisyon hacimlerini sınırlandırmaları için gelişmekte olan ülkelere yardım etmek konusunda endüstrileşmiş ülkeler arasında bir uzlaşma olmadığını açıkladı. Ayrıca ABD Kongresi’nin Obama’nın emisyonları azaltmaya yönelik önerilerini kabul edebileceğine ilişkin herhangi bir işaret söz konusu değil.
|
|
Devamını oku...
|
|
Joel Kovel’le Söyleşi: Ekolojik Krizin Nedeni Kapitalizmin Ahlâksızlığıdır |
|
|
|
|
Stefo Benlisoy Mesele 20, Ağustos 2008
Çalışmalarınızda kapitalizmi içerisinde bulunduğumuz ekolojik krizin ‘etkin neden’i olarak tanımlıyorsunuz. Neden?
Nedensellik problemini, onun insan dünyasını harekete geçiren gerçek güçlerden meydana geldiğini, muazzam farklılıktaki somut belirlenimlerde açığa çıktığını ve krizin üstesinden gelmek için gerekli koşul olarak dönüşümünün zaruri olduğunu göstermek üzere, materyalist bir çerçeveye yerleştirmek istedim. İnsanlar ekolojik kriz hakkında özensiz bir şekilde düşünmeye eğilimliler. Ya belli sorunlar düzeyinde, ‘sorun fosil yakıtlardan kaynaklanmakta’ denmesi gibi aşırı somut biçimde ya da Yahudi-Hıristiyan geleneği veya teknolojiyi vurgulama gibi aşırı soyut biçimde ele alıyorlar konuyu. Ya da endüstrileşme veya şirketler gibi kapitalizmin belli türevlerine odaklanıyor veya neredeyse Tanrı’nın gazabını davet etmekten bir adım uzakta olan, insan doğasını suçlamak gibi kaderci bir tutum takınıyorlar.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |