|
Dünya Kadın Yürüyüşü'nden 8 Mart Mesajı
Salı, 08 Mart 2011 19:22
yönetici
2011 yılına, Kuzey Afrika ve Arap dünyasında kendi kaderini tayin ve katılımcı demokrasi için mücadeleyi desteklerken, kalbimizde ve aklımızda umut ve devrim varken girdik. Cezayir, Bahreyn, Mısır, İran, Libya, Fas, Tunus ve Suriye halkları, kadın ve erkeklerin kitlesel isyanının hükümet ve diktatörlükleri devirebilecek kadar güçlü olduğunu gösterdi. Kadınların sesi ve eylemi halkın iktidarını inşa etmek için hayati önem taşır, ve biz Dünya Kadınlar Günü'nde kadın kardeşlerimize ülkelerinin geçiş dönemine etkin katılımlarını garantilemek adına beraber mücadele etmeye söz veriyoruz.
3. Uluslararası Eylem'in başlamasından bu yana geçen bir yılın sonunda bizler - Dünya Kadın Yürüyüşü'nün feminist ve aktivistleri - yürümeye, direnmeye ve alternatifler inşa etmeye devam ediyoruz. Kadın olarak maruz kaldığımız baskı ve ayrımcılıktan hepimiz kurtulana kadar ortak örgütlülüğe bağlılığımızı tazeleyeceğiz. Kalıcı taban hareketimizi dünyanın her yerinde güçlendirmeye, pekiştirmeye ve yaygınlaştırmaya kararlıyız.
Devamını oku...
|
8 Mart Vesilesiyle Kadın Cinayetleri- Ecehan Balta
Salı, 08 Mart 2011 00:05
yönetici
Bu 8 Mart'ta, geçtiğimiz yıldan bu yana, kadınların eylemleri ile de daha fazla görünür hale gelen kadın cinayetleri, gündemin baş köşesinde yer alıyor. Literatürde “töre cinayeti” olarak ifade edilen ve doğrudan Kürtlere yönelik ayrımcılığı yeniden üreten bir ifade biçiminden, erkelerin namus bekçiliğine gönderme yapan ve cinayetleri “bölgesizleştiren” “namus cinayeti” kavramına, oradan da nihayet, politikleştirmek için çok elverişli bir zemin sunan “kadın cinayeti” tanımlamasına, oradan da mağdurdan değil de failden yola çıkmamız gerektiğini hatırlatan”erkek şiddeti/cinayeti” kavramsallaştırmasına geçmiş olmamız da meselenin odak noktası haline geldiği andan itibaren nasıl bir kavramsal dönüşüme uğradığını ve canlı bir tartışmayı göstermesi açısından önemli bir izlek sunuyor.
Devamını oku...
Dalgalar, Eklemlenmeler, Sistemler, Krizler…: Feminizmimiz Üzerine Değinmeler - Ecehan Balta
Perşembe, 27 Mayıs 2010 14:39
yönetici
Bir süredir kadın hareketi kendisiyle bir hesaplaşma içinde. Ben bu hesaplaşmayı hayra yoruyorum. Sosyalist Feminist Kolektif’in de bu hesaplaşmanın muteber sonuçlarından bir tanesi olduğunu düşünüyorum. Gerçi hesaplaşmanın nasıl yapıldığı ile ilgili sorunlarım var. Örneğin, karma (kadın ve erkeklerin bir arada yer alışı açısından, yoksa feminist örgütler de çeşitli kimlikleri kapsamak açısından “karmadır”1) örgütler içinde “feminist siyaset yapmama”/ ayrılıkçı siyaset iddiasını bir taktik olarak anlıyorum, ama stratejik bir örgütlenme biçimi “kararı” olarak anlamıyorum. Ama bu sorunumu, tarihin sınamasına bırakmış durumdayım. Bu yazıyı bununla ilgili olarak yazmıyorum.
Devamını oku...
|
Tehlikeli kadınlar, özgürleştirir! - Anna Maria Aslanoğlu
Perşembe, 25 Mart 2010 15:53
yönetici
Dünyanın tüm emekçi kadınlarına adanmış bir günün yüzüncü yılını ‘kutlarken’, aslında neyi kutluyoruz? Yaklaşık iki yüz yıldır, dünyanın kadınları tarafından dile getirilen, kâğıda dökülen sömürüyü mü? Erkek egemenliğinin, hem kamusal alanda, hem de özel hayatlarımızda dayattıklarını mı? Son yüzyılda kadınların elde ettiği kısıtlı sosyal ve siyasal kazanımları mı? Hayır. Aksine, dünyanın emekçi kadınları, tüm bunlara rağmen seslerini kısmayacaklarını, kadınların hayatlarının her alanında verdikleri mücadeleyi sürekli kılacaklarını, kendilerinden önce bu davayı sahiplenmiş olan kadınların militan mirasını devralıp sokaklara ineceklerini haykırmak için kutluyorlar yüz yıldır 8 Mart’ı. Bu mücadeleci mirasın içinde, 20. yüzyılın ilk yarısından bize seslenen, hatta haykıran ve haykırırken ‘dans eden’ bir kadın var: Emma Goldman; namı diğer, ‘tehlikeli kadın’ Kızıl Emma.
Son Güncelleme: Perşembe, 25 Mart 2010 16:13
Devamını oku...
Marksist ve Feminist Bir Bakış : Cinsiyet ve sınıf - Özlem Onaran
Salı, 09 Mart 2010 13:09
yönetici
İnsanları sınıflara bölen sömürü sistemini bütünlüklü bir biçimde açıklamak için insanların bir kısmını ırklarına ve cinsiyetlerine göre eşitsiz, baskıcı, sömürücü ilişkilere mahkûm eden ırkçılığı ve erkek egemenliğini de anlamak zorundayız. Bu, sınıf analizine cinsiyet analizini ekleme veya bunların neden kesiştiğini gösterme meselesi değil; cinsiyet kavramını kullanarak sınıfı daha derin, daha tarihsel ve daha kapsamlı bir biçimde açıklamak ve dolayısıyla da cinsiyetçiliği de bütünsel bir sistem içinde yerli yerine oturtma çabası.
Son Güncelleme: Salı, 08 Mart 2011 12:41
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |