SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Feminizm Dünya Kadın Yürüyüşü'nden 8 Mart Mesajı

Dünya Kadın Yürüyüşü'nden 8 Mart Mesajı

e-Posta Yazdır PDF

2011 yılına, Kuzey Afrika ve Arap dünyasında kendi kaderini tayin ve katılımcı demokrasi için mücadeleyi desteklerken, kalbimizde ve aklımızda umut ve devrim varken girdik. Cezayir, Bahreyn, Mısır, İran, Libya, Fas, Tunus ve Suriye halkları, kadın ve erkeklerin kitlesel isyanının hükümet ve diktatörlükleri devirebilecek kadar güçlü olduğunu gösterdi. Kadınların sesi ve eylemi halkın iktidarını inşa etmek için hayati önem taşır, ve biz Dünya Kadınlar Günü'nde kadın kardeşlerimize ülkelerinin geçiş dönemine etkin katılımlarını garantilemek adına beraber mücadele etmeye söz veriyoruz.

3. Uluslararası Eylem'in başlamasından bu yana geçen bir yılın sonunda bizler - Dünya Kadın Yürüyüşü'nün feminist ve aktivistleri - yürümeye, direnmeye ve alternatifler inşa etmeye devam ediyoruz. Kadın olarak maruz kaldığımız baskı ve ayrımcılıktan hepimiz kurtulana kadar ortak örgütlülüğe bağlılığımızı tazeleyeceğiz. Kalıcı taban hareketimizi dünyanın her yerinde güçlendirmeye, pekiştirmeye ve yaygınlaştırmaya kararlıyız. 

Hayatımızın, vücudumuzun, cinselliğimizin, ve hayat alanımızın bağımsızlığı için verdiğimiz mücadele içerisinde, eylem alanlarımız arasındaki (kadına yönelik şiddet, barış ve demilitarizasyon, ortak fayda ve kamusal hizmetler, kadın emeği) bağları analiz etmek, bu bağları kurmak ve güçlendirmek gerekliliği ile sınanmaya devam ediyoruz. 3. Uluslararası Eylem'imizin bir parçası olarak gerçekleştirdiğimiz eylemler bu bağları daha da belirgin ve görünür kıldı: çatışmaları alevlendiren (Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Kolombiya'da olduğu gibi) çokuluslu şirketlerin ekonomik çıkarları ve hükümetlerin jeopolitik çıkarları; bu çatışmalarda kadına yönelik şiddetin sistemetik bir silah olarak kullanılması; kadının üretici ve yeniden üretici emeğinin ve çevrenin sömürülerek erkek egemenliğinin ve ırkçılığın kuvvetlendirilmesi ve kapitalizmin kendi sistemsel krizlerine karşı korunması; kamusal hizmetlerin ve doğal kaynakların özelleştirilmesi, ve servet ve karlılığı arttırmak için 'yeşil kapitalizm'in teşvik edilmesi.

Eylem Alanlarımız arasındaki bağlara anlamını veren değişik ülkelerde süren somut, yerel, ulusal ve bölgesel eylemlerdir. Ülkelerimizdeki yabancı askeri üslerin önünde gösteri yaparken, ya da hükümetlerimizin askeri harcamalarını azaltması için doğrudan eylem yoluyla baskı uygularken, cemaatlerimizin ve toplumlarımızın militarizasyonuna karşı 'yeter artık!' diyoruz. Elçiliklerin önünde eylem yaparken diğer ülkelerde hapse atılan, işkence gören, tecavüze ve tacize uğrayan kız karleşlerimizle olan uluslararası dayanışmamız harekete dönüşüyor. Sokaklarda sesimiz güçlü oldukça, görünür olduğumuz sürece ve inatçı olduğumuz sürece kadının 'doğal' alanının ev ve aile olduğu erkek egemen düzene meydan okumuş oluyoruz.

Eşit işe eşit ücret ve işçi hakları talep ettiğimizde globalleşmiş kapitalist sistem tarafından sömürülen tüm kadın kardeşlerimizin adil çalışma koşulları için mücadele ediyoruz. İklim değişikliğine karşı sahte çözümlere (karbon piyasası, bitkisel yakıtlar, REDD vs.) karşı direndiğimizde büyük sermaye kirletmeye ve yıkmaya devam ederken halklarımızın ve gezegenimizin yok edilişini kabul etmeyeceğimizi gösteriyoruz. Merkez büroları Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde konuşlanmış çokuluslu maden şirketlerine karşı eyleme geçtiğimizde çevrenin ve ekonomisi metal ve minerallerin ihracına dayanan ülkelerin halklarının sömürülmesini kabul etmeyi reddediyoruz.

Halklar kapalı bölgeler içinde kontrol edilirken veya atalarının topraklarından kaçmaya zorlanırken serbest piyasanın hakim olduğu global dünyada erkek egemen ve kapitalist sistemler sınırlardan muaf. Topraklarının ve doğal kaynaklarının sömürge olmaktan çıkıp kendi kontrollerine geçmesi için; halklarının sömürülmesine bir son vermek için; barış için; çatışma ve militarizayona karşı mücadele eden, Batı Sahra'daki, Filistin'deki, Arap dünyası ve Ortadoğu'daki, Fildişi Sahili'ndeki, Honduras'taki, Kürdistan'daki kadın ve erkek kardeşlerimizle dayanışma içindeyiz.

Kurşunlarla, bombalarla ve saldırganlıkla sesimizi kesemezsiniz! 8 Mart kadınların mücadelesinde tarihi bir gündür ve feminist takvimlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır ve bir kez daha  sokaklarda ve eylemde olacağız, 2011'de gelecek zaferlerin kehaneti ve kutlaması adına!

Hepimiz Özgürleşene dek Kadınlar Yürüyor!

 

www.internationalviewpoint.org sitesinden Sosyalist Demokrasi için Yeniyol tarafından çevrilmiştir

 

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Söyleşi: "Kıbrıs'ı Nasıl Bilirdiniz?"

Sevgi Göyçe'yi Kaybettik

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Mayıs 2012
P P S Ç P C C
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2

Kitap: "21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası" - Foti Benlisoy

 

Kitap: " Fransa ve Yunanistan'dan, Arap Devrimi, 'The Occupy' Hareketleri ve Kürt İsyanına 21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası" - Foti Benlisoy

Muhammed Buazizi’nin kendini ateşe vermesiyle Tunus’ta başlayan Arap devrimci süreci, ‘devrim’ kelimesini ‘bölgede’ ve dünyada gündelik kullanıma sokmuştu. Sonra, başta İspanya ve Yunanistan bir dizi Avrupa ülkesindeki kitle eylemleri, ‘öfkeliler’ (indignados) hareketi geldi, daha sonra da özellikle ABD’de ‘işgal et’ (occupy) hareketleri. Bu kez bir İspanyol devriminden, Avrupa ya da Amerikan devriminden bahsedilir oldu.

Şili’deki devasa öğrenci muhalefetine ‘penguen devrimi’ dendi. Türkiye’deyse Kürt isyanı, ya da ‘Kürt Baharı’ tabirleri giderek popülerleşti. Elbette çoğu abartılı tanımlama ve yorumlardı bunlar. Ancak devrimin kendisinin değilse bile lafzının, bir devrimin mümkün ve istenir olduğu fikrinin yaygınlaşması, yeni yüzyılın belki de en önemli, en şaşırtıcı sürpriziydi. Benlisoy'un kitabı devrimin ansızın ve ‘vakitsizce’ yeniden siyasal tahayyül dünyamıza dahil oluşuna dair sorular soruyor ve bu sorulara uçarı olmayan, teori ve gerçekle aynı anda bağını koruyan cevaplar veriyor…

 

 

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

SİTE İÇİ ARAMA