Makaleler
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >> |
|||||||||||||||||||||||||||||||||
| JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL | |||||||||||||||||||||||||||||||||
Yazın Yayıncılık'dan
Tarih ve Siyaset Sarkacında - Masis Kürkçügil
Otuz yıllık bir dönemde, siyasetten hareketle tarihe yönelen tartışmaların ürünü olan bu derlemede yer alan Cumhuriyet ve Sosyalizm, Altmışlarda Sosyalist Hareketin Oluşumu, Ermeni Meselesi, Milli Mücadele vb. gibi yazılar, esas olarak özetlenebilir. Dolayısıyla bunlar; bitmiş, tükenmiş, hallolmuş, öğrenilmiş bir tarihe ilişkin olmayıp, yeniden ve yeniden gündeme gelen, bugünü ve geleceği şekillendirmeye yönelik geçmişe ilişkin sorunları, aşağıdan, yeniliklerin umudunu yeşertecek bir kapının aralanmasına yönelik, siyasetle tarih arasındaki sarkaca tutunmaya çalışan yazılardır. Tabii önceleyen tarih değil siyasettir. Dolayısıyla vaki olanın yanı sıra öngörülebilecek olan, ihtimal dahilinde olabilecek olan da bugün ve gelecek için hesaba dahil edilmeye çalışılmıştır.

Althusser'e Karşı Marks İçin
Ernest Mandel, Michael Lowy, Daniel Bensaid
"Okuyacağınız denemelerin yazarlarının göstermek istedikleri tam da Althusser'in aşılması gerektiği ve bunun varoluşçu ya da bilimsel tüm çabaya düşman bir Marksizmin tuzağına düşmeden yapılabileceği. Yazarların savundukları bakış açıları her zaman tıpatıp aynı değil, ama girişimdeki derin birlik, çağımıza uyum sağlamış bir devrimci Marksizmin kendini kabul ettirmesi için müzadele etme ortak iradesinde yatıyor. Bunun için hepsi Troçkizmin ve IV. Enternasyonalin kazanımlarından güç alıyorlar. Bunu hazır reçetelere gereksinim duydukları için değil, böylelikle teorik ve politik dakikliği seçtiklerine ikna oldukları için yapıyorlar." - Jean-Marie Vincent

Marksist İktisat Teorisi: Çağdaş Kapitalizm ve Kriz
"Güncel krizin temel meselelerinden biri, modern bir antikapitalizmin gerek kuramsal, gerek siyasi açıdan yeniden inşasıdır. Bu krizin kapitalizmin bizatihi temelleriyle ilgili olduğunu ve kapitalizmin, bu sistemin temel toplumsal ilişkileri yeniden tartışma konusu yapılmaksızın içinden çıkılamayacak bir çıkmazda olduğunu göstermek söz konusudur. Mevcut konjonktürde, bu acil ve öncelikli bir görev halini almıştır:
Krizle birlikte, bir yandan barbarlıkla, diğer yandan toplumsal dönüşüm arasında zamana karşı bir yarış başlamıştır; artalanda ekolojik krizin yarattığı tehdit de eklendiğinde, bu seçim daha da hayati bir önem kazanmıştır."
Üniversite - Gençlik





Hükümetin okullar tatilken üniversite harçlarına yapmayı planladığı % 8’den % 500’e varan harçları protesto etmek için DİSK’e bağlı Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen) 10 Ağustos’ta Ankara’da Bakanlar Kurulu toplantısının yapıldığı gün toplantının yakınında eylem yaparak harçların ve yeni yapılacak zamların bilimsel olmadığı ve ülke gerçeğini yansıtmadığını belirten bir dosyayı Milli Eğitim Bakanı’na ulaştırmayı denediler. Aralarından seçtikleri 3 kişilik heyet emniyet görevlilerin yönlendirmesi sonucu yetkili bir merci bulup dosyayı iletmek üzere yola çıktı, kalanlar oldukları yerde oturma eylemi başlattı. Heyet ve diğer grup akşam saatlerine dek oldukları yerde Bakan’la görüşmeyi bekledi ve herhangi bir uyarı ya da polis müdahalesi ile karşılaşmadı. Ancak TV ve radyolardan zam yapıldığı haberinin kesinleştiği ve toplantının sona erdiği duyurulduktan sonra, Genç-Sen’lilerin toplantının yapıldığı yere doğru yönelmesi sırasında yaşanan arbedede 14 kişi gözaltına alındı.
2009 yazında Ankara’daki birkaç jandarma bölgesinin polise devredilmesiyle ODTÜ de jandarma bölgesi olmaktan çıktı. Boşaltılan jandarma karakolunun akıbeti ise tamamen bir muallak içerisindeydi. Rektörlüğün binayı arşive çevirme planının karşısına öğrenciler üç bine yakın imza toplayarak öğrenci topluluklarının başını çektiği bir “öğrenci kültür merkezi” talebi ile çıktılar.
Bu yazının yazıldığı sıralarda Avusturya’da öğrenciler harçların tekrar yürürlüğe konmasına karşı birçok büyük üniversitede isyana kalkışmış durumdalar. Viyana Üniversitesi’nin işgali ile başlayan hareket ülke çapında birçok diğer üniversiteye de sıçramış durumda. Her ne kadar harçlara karşı başlamış bir hareket olarak görünse de öğrencilerin taleplerine ve tartışmalarına baktığımızda genel olarak üniversitelerin neoliberal program altında yaşadığı dönüşümlere değinilmekte. Bunlardan biri de Bologna Süreci ile hızlanan ve sistematik bir şekilde uygulanmaya çalışılan üniversitedeki bilgi üretiminin sermaye ya da iş dünyası için yeniden yapılandırılmasıdır. Üniversitenin iş dünyasının değil de bilimsel ve toplumsal ihtiyaçların merkezi olması hareketin en önemli taleplerinden biri olarak ortaya çıkmaktadır. Elbette Bologna Sürecine karşı öğrenci hareketi Viyana’da ortaya çıkmış, yeni bir vaka değil. Özellikle İspanya, İtalya, Yunanistan ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde yıllardır öğrenci hareketinin yükseldiği temel meselelerden biri olarak görebiliriz Bologna sürecini. Türkiye’de zaten cılız olan öğrenci hareketi ise bu süreci henüz detaylı bir tartışma maddesi dahi yapmamıştır ya da gündemine getirmemiştir. Her ne kadar öğrenci hareketine dair söz söyleme niyetinde olan her örgüt ya da her aktör tarafından neoliberalizmin üniversiteleri de teğet geçmediği söylense de Türkiye’nin de dahil olduğu Bologna Sürecinin gündeme alınmaması ancak bir talihsizlik olarak değerlendirilebilir. Peki Bologna Süreci nedir ne yapılmaya çalışılmaktadır? Adeta bir “yapısal uyum programı” gibi işleyen Bologna Süreci tam da üniversitelerin neoliberal hegemonik strateji alanına dahil edilmesidir diye özetlersek hiç de yanlış bir laf etmiş olmayız.
