SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Üniversite - Gençlik Güç Nereden Alınır? - Köstebek Üniversite

Güç Nereden Alınır? - Köstebek Üniversite

e-Posta Yazdır PDF

Hayatın gerçekleri şiarıyla sınıfsal çıkarını koruyan bir burjuvanın veya bir siyaset esnafının yaptıkları bir yana, kitlelerin siyasallaşması, ezilenlerin tabandan siyaseti kendi kaderlerinin iplerini ellerine alma çabası olarak değerlendirilebilir. Bertolt Brecht, Avrupa Türkiye'li Toplumcular Federasyonu (ATTF) İşçi Korosu tarafından da 'Dayanışma'  adıyla seslendilmiş, Solidaritatslied adlı şiirinde şu kritik soruyu sorar: “Nereden biz gücü alırız?”. Siyasallaşmaların kökü nerededir? Gücümüzü işçi sınıfının dayanışmasından, emeğimizden, daim öznesi olduğumuz tarihimizden mi alırız? Bu sorunun sorulduğu günlerin ideolojik-politik halesi içerisinde cevap vermek hiç güç değilse de, sınıf mücadelelerinin ve toplumsal hareketliliklerin deyim yerindeyse suyunun çekildiği bu zamanlarda, hele hele Türkiye gibi bir ülkede, muhalif kesimler bile bu soruya pratik bir cevap vermekten çok uzaktalar. İktidarsızlık, aşamacılık, ortasınıf halet-i ruhiyesi gibi pek çok mefhum bu acziyetin analizinde kullanıldı, kullanılmakta. Ama açık olan bir şey varsa, toplum için, toplum adına,  'toplumcu' siyaset yürütenler, bunu o ahali olmaksızın, bütün 'halka karşı' büyük güç ve yapılarıyla yürütmek üzere adeta sözleşmiş gibiler. Ve bu tarz-ı siyasetin, ezilenlerin tarihini veya (madem Brecht'i andık) “halkın durdurulamayacak coşkun akan seli”ni açığa çıkarmak bir yana, egemenlerin hegemonyasını pekiştirmekten, kitleleri sisteme yedeklemekten başka bir işe yaramadığı açık.

Dışsal, muğlak bir emperyalizme karşı mücadeleyi veya en az onun kadar muğlak askeri vesayet hayaletine karşı mücadeleyi tarihin en büyük önceliği olarak ortaya koyanlar, işte tam da böyle bir acziyet içerisindeler. Çünkü, kendilerine en büyük öncelik olarak belirledikleri meseleler hallolana kadar hangi tarihsel bloğun parçası olduklarının, gücü kimden aldıklarının veya bir takım sosyal meselelerin ne durumda olduğunun önemi yok; onlar bir şekilde kendi kendilerine hallolurlar artık!

2007'den bugüne dek, Tsk'nın hükümete muhtıra vermesi; Ulusalcı olarak anılan grubun orduyu kendi siyasi öznesi ve hamisi belleyerek, ordunun hamlelerine rıza üretmeye çalışması; Liberal olarak anılan grubun  Akp ve şürekasına yaslanarak demokrasi mücadelesine girişmesi; 367 pazarlıkları üzerinden kamuoyu diplomasisi yürütülmesi; Dolmabahçe Mutabakatı olarak da bilinen kurumsal mutabakatla Ulusalcı ve Liberal siyasetlerin dımdızlak ortada bırakılması; %47'lik seçimin Liberallerce demokrasinin zaferi ilan edilmesi; ardındaki Tsk desteğini yitiren Ulusalcıların Yargı seferberliğindeki başarısızlığıyla, Akp desteğini yitiren Liberallerin Tsk tarafından hırpalanması; sınırötesi harekat; türban ve yeni anayasa tartışmaları; devletin ve burjuvazinin yekun olarak Kürt illerindeki yerel seçim seferberliği; krizin teğet geçip geçmemesi; Ergenekon davası ve son olarak da hikmet-i hükümet üzerinden yürüyen Kürt/Demokratik/Milli-birlik ile Ermeni açılımları üst siyasetin gündemini oluşturdu. Toplumsal hareketlerin bileşenleri gerek sağ, gerek de sol cihet tarafından yukarıdaki bu çatışmanın içine çekilmeye çalışıldılar -kimi zaman başarılı olundu. Sivilleşme, Liberal-Demokrat münhasırlaşma veya Emperyalizm'e Karşı 2. Kurtuluş Savaşı gibi zırvalıklara yedeklenmemiz, tepedekilere kanaat üretim alanından liberal baskı veya kafakola alma siyaseti yapmamız beklenirken, işçi sınıfı içinde sendikasızlaşma, güvencesizleşme, taşeronlaşma, esnekleşme, iş kazaları gibi durumlar had safhaya ulaştı. Tuzla tersaneler bölgesinde 128 işçi hayatını kaybetti. Kapitalizmin küresel krizde olduğu bir dönem dolayısıyla da reel işsizlik %26'yı aştı. Pek çok işyeri kundaklamasıyla linç vakası ve pompalı vatandaş örneğinden de görüldüğü üzere, Kürt halkına ve arada pek tabii ki işçi hareketine karşı örgütlü şiddet teşvik edildi, sınırötesi harekata rıza imal edildi. Kürt hareketi bilindik inkar ve imha politikalarının yanısıra, ordu-cemaat el ele 'barışçıl' yollarla tasfiye edilmeye çalışıldı. Sonuç hüsran olunca, Dtp ve çatışmasızlık sürecinde olan Pkk'ye karşı operasyon üstüne operasyon yapıldı. Askeri vesayet tasfiye ediledursun, değişikliğe gidilen Polis Salahiyet ve Vazife Kanunundaki yeni yetkilerle şahlanan polis şiddeti, sadece 2008 yılında 39 'sivil'in canına mal oldu. Toplumsal hareketlerin en ufak eylemliliği şiddetle bastırıldı. Emniyete akıl almaz gözetim yetkileri tanındı. SSGSS ve imar yasalarındaki değişikliklerle kadınlar, (kentli) yoksullar ve pek çok kesim sağlık ve barınma gibi en temel insan haklarından mahrum bırakıldılar. Tohumculuk yasası gibi doğayı mülkiyetin nesnesi haline getiren, GDO kullanımı teşvikiyle ekolojik katliama kapı açan uygulamalar peşisıra geldi. Eğitimi sermaye birikiminin isteklerine göre şekillendirecek, ezilenleri eğitim hakkından mahrum bırakacak Bologna süreci gibi düzenlemelerin önü açıldı. Lgbtt bireyler Kabahatler Kanunu ile  “genel ahlaka mugayır”lığa binaen açılan davalar, nefret söylemleri ve cinayetleriyle terörize edildi. Velhasıl-ı kelam, insanlar sağdan-soldan bütüncül söylemlere taraf edilmeye çalışılırken, arka planda, ezilenlerin bu tür korkunç deneyimler yaşamaları ve kendi kaderlerinin ipinin ucunu iyice kaçırmaları gibi demokrasi ve emperyalizme dair pek de “önemli” olmayan durumlar yaşandı. Vesayet rejimine veyahut Amerikan emperyalizmine karşı birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bugünlerde, aykırı laflar eden İşçi Sınıfı örgütlerine, Sosyalistlere, Feministlere, Ekolojistlere, Kentsel Dönüşüme karşı ve Lgbtt hakları için mücadele edenlere, Kürt Hareketine, parasız ve sermayenin taleplerine göre şekillenmeyen bir eğitim talebini seslendiren Öğrenci Hareketine had bildirildi. Gücünü büyük güçlerden aldığını sanan, cehenneme baka baka kendi içleri de kararan had bildiriciler piyasa ve sosyalizm evliliğine, paralı eğitimin erdemlerine dair ağızlarından laf kaçırarak niyetlerini belli etmeden duramadılar. Tüm parametreler göstermektedir ki, sistemden politik bağımsızlığını kazanmış, “gücünü kendi dayanışmasından alan”, bütüncül bir perspektifle mücadele eden bir harekete ihtiyacımız vardır. “Çünkü işçileri kurtaracak olan kendilerinden başkası olamaz” (B.Brecht, Die Einheisfront)

 

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Daniel Bensaid

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Şubat 2012
P P S Ç P C C
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 1 2 3

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

Dosya: Arap Dünyasında Devrimler Çağı

Paylaş

AddThis Social Bookmark Button

SİTE İÇİ ARAMA

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG