1990'larda Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıktığından bu yana 'Queer' aktivizmi akımı, son yıllarda Batı Avrupa'yı da içine alacak biçimde, yavaş yavaş diğer ülkelere yayılıyor. LGBT hareketlerinde hakim olan eğilimin parlemento yoluyla hukuki reformlar yapmak olduğu onyıllarda, queer aktivizmi görünürlüğü, farklılığı, direk eylemliliği, hakim kültüre asimile olmayı reddi ve cinsel arzunun akıcılığını ve çeşitliliğini vurgulayan bir üçüncü dalga cinsel radikalizm (1) yarattı.
Queerin toplumsal kökenleri nedir? Bu akımın bir (gizli veya açık) cinsel özgürleşme vizyonu var mı? Varsa bu vizyon nedir? Feminizm, ırkçılık karşıtlığı, küresel adalet ve sosyalizm gibi diğer özgürleştirici projelerle ilişkisi nedir?
Ben bu sorulara kendi sosyalist ve LGBT aktivizmi 30 yıldır iç içe geçmiş bir sosyalist olarak yaklaşıyorum. Bir gey erkek olduğumu açıkladığım yıl olan 1978 aynı zamanda sosyalist sol içinde aktif olmaya başladığım yıldı, daha net söylemek gerekirse sosyalist-feminist solda. Bu iki şey o zaman aklımda ve yaşamımda birbiriyle yakından alakalıydı, hala da öyleler. Yani queer aktivizmine yönelttiğim sorular aslında bir sosyalist ve feminist gey erkeğin soruları.