Makaleler
| Sol ve LGBTT Mücadele - Başak Kocadost |
|
|
|
| Administrator tarafından yazıldı. |
| Salı, 05 Ocak 2010 10:59 |
|
Daha özelde devrimci sol hem teorik düzeyde hem de tarihsel mücadele sürecinde sınıflı toplumların yarattığı ya da beslediği baskı ve tahakküm ilişkilerinin de karşısında yer almıştır.
|
| Son Güncelleme: Salı, 05 Ocak 2010 11:02 |
Yazın Yayıncılık'dan
Tarih ve Siyaset Sarkacında - Masis Kürkçügil
Otuz yıllık bir dönemde, siyasetten hareketle tarihe yönelen tartışmaların ürünü olan bu derlemede yer alan Cumhuriyet ve Sosyalizm, Altmışlarda Sosyalist Hareketin Oluşumu, Ermeni Meselesi, Milli Mücadele vb. gibi yazılar, esas olarak özetlenebilir. Dolayısıyla bunlar; bitmiş, tükenmiş, hallolmuş, öğrenilmiş bir tarihe ilişkin olmayıp, yeniden ve yeniden gündeme gelen, bugünü ve geleceği şekillendirmeye yönelik geçmişe ilişkin sorunları, aşağıdan, yeniliklerin umudunu yeşertecek bir kapının aralanmasına yönelik, siyasetle tarih arasındaki sarkaca tutunmaya çalışan yazılardır. Tabii önceleyen tarih değil siyasettir. Dolayısıyla vaki olanın yanı sıra öngörülebilecek olan, ihtimal dahilinde olabilecek olan da bugün ve gelecek için hesaba dahil edilmeye çalışılmıştır.

Althusser'e Karşı Marks İçin
Ernest Mandel, Michael Lowy, Daniel Bensaid
"Okuyacağınız denemelerin yazarlarının göstermek istedikleri tam da Althusser'in aşılması gerektiği ve bunun varoluşçu ya da bilimsel tüm çabaya düşman bir Marksizmin tuzağına düşmeden yapılabileceği. Yazarların savundukları bakış açıları her zaman tıpatıp aynı değil, ama girişimdeki derin birlik, çağımıza uyum sağlamış bir devrimci Marksizmin kendini kabul ettirmesi için müzadele etme ortak iradesinde yatıyor. Bunun için hepsi Troçkizmin ve IV. Enternasyonalin kazanımlarından güç alıyorlar. Bunu hazır reçetelere gereksinim duydukları için değil, böylelikle teorik ve politik dakikliği seçtiklerine ikna oldukları için yapıyorlar." - Jean-Marie Vincent

Marksist İktisat Teorisi: Çağdaş Kapitalizm ve Kriz
"Güncel krizin temel meselelerinden biri, modern bir antikapitalizmin gerek kuramsal, gerek siyasi açıdan yeniden inşasıdır. Bu krizin kapitalizmin bizatihi temelleriyle ilgili olduğunu ve kapitalizmin, bu sistemin temel toplumsal ilişkileri yeniden tartışma konusu yapılmaksızın içinden çıkılamayacak bir çıkmazda olduğunu göstermek söz konusudur. Mevcut konjonktürde, bu acil ve öncelikli bir görev halini almıştır:
Krizle birlikte, bir yandan barbarlıkla, diğer yandan toplumsal dönüşüm arasında zamana karşı bir yarış başlamıştır; artalanda ekolojik krizin yarattığı tehdit de eklendiğinde, bu seçim daha da hayati bir önem kazanmıştır."






En geniş anlamıyla “sol”u; eşitlik, özgürlük ve temel insan haklarını savunan politik duruş olarak tanımlayabiliriz. Bu anlamıyla sol hareket; muhafazakar ve gelenekçi fikirlerin, eşitsiz, tahakküme dayalı, baskıcı toplumsal ilişkilerin karşısında durur. Dolayısıyla solun bu tanımı sadece ekonomik sınıfların arasındaki sömürüye dayalı ezme-ezilme ilişkilerini değil, aynı zamanda kadınlar ve erkekler, farklı etnik gruplar, farklı cinsel yönelim ve kimlikler arasında var olan eşitsizlikleri de içine alır. Sol politika, kapitalizm içinde ezilen ya da özgürlükleri ellerinden alınan tüm grupların yanında yer almak durumundadır. Zaten sol hareketin tarihine baktığımızda, farklı sosyal hareketlerin “sol” adı altında birçok yerde ve birçok dönemde kesiştiğini görürüz. Örneğin Fransa’da 68 hareketi hem önemli işçi grevlerinin, hem öğrenci gösterilerinin, hem de feminist örgütlenmenin birbirini beslediği bir sosyal hareketlenme dönemidir.
