SOSYALİST DEMOKRASİ İÇİN YENİYOL

Antikapitalist, Enternasyonalist, Ekososyalist, Feminist

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Siyasal Gündem Sosyalistler Soykırım’ı konuştu - Sarkis Güreh

Sosyalistler Soykırım’ı konuştu - Sarkis Güreh

e-Posta Yazdır PDF

 

Marksist yazar ve yayıncı  Masis Kürkçügil ve Agos yazarlarından Rober Koptaş, 19 Mart Cuma günü Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde yapılan ‘Başka bir tarih mümkün mü?’ başlıklı  panelde, Türkiye sosyalistlerinin 1915 Soykırımı’na bakışını  ele aldılar.

İlk sözü alan Kürkçügil, tarihin bir hikâye alanı değil, farklı sınıflar arasında bir mücadele alanı olduğunu söyledi. “Tarih aslında, sanılanın aksine, gelecekle ilgili bir şeydir” diyen Kürkçügil, tarihte yaşanan olayları meşru gösteren anlayışı eleştirerek, aslolanın “tarihi inşa etmek” olduğunu ifade etti.

 

‘Ermeni Meselesi’nin sadece Osmanlı değil, İran ve Rusya’yı da içine alan bir konu olduğunu belirten Kürkçügil, Marx ve Engels dahil, dönemin Marksistlerinin bu sorunu reel politikalar içerisinde değerlendirdiklerini söyledi: “Onlar için Avrupa’da gericiliğin kalesi Çarlık Rusyası’ydı, ve özerk bir Ermenistan Çarlık Rusyası’nı güçlendirebilirdi. Bu nedenle sorun daima ertelendi. Osmanlı köylüsüne daha demokratik bir rol biçilmesi daha öncelikliydi” diyerek anlattı.

19. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı’da daha önce benzeri görülmemiş bir “sivil toplum hareketinin” varlığına dikkat çeken ve bu hareket içinde Avrupa’da yetişen Ermenilerin de önemli birer figür olduğunu kaydeden Kürkçügil, Taşnak örgütünün Osmanlı Anayasası  hareketinde önemli roller üstlendiğini belirtti. 1887’de Cenevre’de Hınçak Partisi’nin kurulmasıyla Avrupalı sosyalistlerin Ermeni meselesine bakışlarının değiştiğini ve Osmanlı’daki Ermeni hareketini “aşağıdan yaşanan bir gerçeklik” olarak algıladıklarını  dile getiren Kürkçügil, Marksistler arasında ilk defa Rosa Luxemburg’un Ermeni meselesinde açık bir tutum takındığını vurguladı.

‘1908 İnkılabı’nın vaatlerinden hızla uzaklaştığını ve güç ilişkilerinin, ulusal bir devletin inşasına doğru evrildiğini kaydeden Kürkçügil, İttihatçıların 1915’ten önce bir etnik temizlik planı hazırladıklarını, ve I. Dünya Savaşı’nı fırsat bilerek bu planı uyguladığını söyledi

Kürkçügil, sözlerini şöyle tamamladı: “Bizim bu tarihten çıkarabileceğimiz bir ders var. Yukardan tarihin vebali bizim için de acı olmuştur. Dünyamızın sorunlarını tartışırken, bunların art alanını yeniden inşa etmemiz, ezilenlerle hemhal olmamız gerekir. ‘Bütün insanlığın kurtuluşu’ diyorsak, kaybolan tarihi de kurtarmak ve oradaki mücadeleyi yeniden diriltmek durumundayız.”

Rober Koptaş ise, konuşmasında Türkiye solunun 1915’i nasıl gördüğüne/görmediğine dair gözlemlerini, edindiği izlenimleri anlattı. Sol hareketin 1915 konusundaki genel eğilimlerini eleştiren Koptaş, solun 1915’te yaşanan soykırımı  görmemesinin, sınıfsal analizin doğru yapılmamasından, Kemalizmle ve milliyetçilikle bağların koparılmamış olmasından ileri geldiğini savundu. Türkiye solunun nispeten güçlü olduğu 1960’lı  yıllarda, Kurtuluş Savaşı’nı, kolaycı bir yorumla, “emperyalizme karşı bir savaş” olarak gördüğünü ve buna bağlı olarak, I. Dünya Savaşı ve sonrasında Rumların ve Ermenilerin katledilmesini “emperyalizmin uzantısı olan yabancı unsurların bertaraf edilmesi” olarak gördüğünü  belirten Koptaş, “Türkiye sol düşüncesinde Ermeniler ve Rumlar burjuvaziyi temsil ederler. Genel tahayyül, Ermenilerin Adalarda, Modalarda yaşadığıdır. Oysa gerçek farklıdır. Anadolu halkları  kendi içinde bölünmüş, sınıflı toplumlardır. Bertaraf edilen Ermeniler de büyük çoğunlukla köylü, işçi, esnaftır. Milli mücadeleyi yücelten sol, bu gerçekliği ıskalamıştır”  dedi.

 

 

Yazın Yayıncılık'dan

Mandel'in Marksizm'e Giriş'inin beşinci baskısı, Daniel Bensaid'in, yapıtı tarihsel bağlamına oturtan ve onu bir dizi anahtar sorunla güncelleştiren "Otuzuncu yılında Marksizm'e Giriş'e eleştirel bir giriş" önsözüyle birlikte yayınlanıyor.
Marksizm'e Giriş uzun bir pedagojik deneyimin ürünüdür. İstisnai bir açıklıkla marksist teorinin temellerini -tarihsel materyalizm, marksist ekonomik teori, işçi hareketi tarihi ve işçi hareketinin taktik ve stratejik sorunları- ortaya koyar.
Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumu anlamak ve onu değiştirmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir eserdir.
Yazar, Ernest Mandel (1923-1995), Frankfurtta doğmuş, 17 yaşında ailesinin sürgün olduğu Belçika'da sosyalist mücadeleye katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı mücadele etmiş, toplama kampına gönderilmiş, oradan kaçmış ve yeniden yakalanmıştır.
XX. yy'ın ikinci yarısının en yenileştirici marksistlerinden biriydi.

 

Karl Marx'ın 1871 Paris Komünü'nü ele alan Fransa'da İç Savaş adlı kitabı, siyasal üçlemesinin son ve zirve yapıtıdır. Fransa-Prusya savaşının ardından kuşatılan Paris'te halk, güneşi fethetmeye cesaret ederek, kısa ömürlü Komün deneyimi ile bugüne kadarki bütün özgürleşim mücadelelerine ışık tutan bir mücadele yürütmüştür. Paris Komünü ve ondan çıkarılacak dersleri içeren bu kitaptaki temel konular yalnızca siyasal analizin vazgeçilmez kurucu unsurlarını vermemekte, aynı zamanda ve esas olarak insanlığın özgürleşmesinin, her türlü baskı ve sömürüden kurtuluşunun, doğrudan demokrasinin hangi temellerde gelişebileceğini göstermektedir.
Michael Löwy'nin önsözü Paris Komünün günceliğini irdelerken, Daniel Bensaid'in Komünden Devlet Devrim'e makalesi ise Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne giden yolda Fransa'da İç Savaş'ın derslerinin izini sürmekte.

Yazın Yayıncılıktan çıkan diğer kitaplar için...


Daniel Bensaid

YENİYOL Son Sayı

Etkinlik Takvimi

Şubat 2012
P P S Ç P C C
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 1 2 3

Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

Dosya: Arap Dünyasında Devrimler Çağı

Paylaş

AddThis Social Bookmark Button

SİTE İÇİ ARAMA

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG