|
Daniel Bensaïd’i Andık... |
|
|
|
|
Yeni yılın ilk günlerinde kaybettiğimiz yoldaşımız Daniel Bensaïd’i 26 Ocak günü İstanbul’da düzenlediğimiz bir buluşmayla andık. Sosyalist Demokrasi için Yeniyol’un ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda, Daniel’in, tabir yerindeyse, “komünizmin içine doğduğunu” ifade eden Masis Kürkçügil, Toulouse’un işçi mahallelerindeki mütevazı aile meyhanesinden ve futbola olan tutkusundan IV. Enternasyonal’in düşünsel ve politik önderliğine uzanan bir anlatı içinde, nevi şahsına münhasır bir devrimci olarak Daniel’i resmetti. Fransız Komünist Partisi’nin gençlik örgütü JCR içinde siyasal mücadeleye atılışını, sol muhalefet geleneğiyle tanışmasını, 1968’de Nanterre’ın kampuslarında doğan 22 Mart hareketindeki rolünü, LCR ve NPA içinde mücadeleye devam edişini anlattı. Tüm bu politik pratiğin yanı sıra onun nasıl çağdaş Marksist düşüncenin en özgün figürlerinden biri haline geldiğini açıklayan Kürkçügil, Daniel’in, Marx’a dönerek değil Marx’tan bakarak komünizmi yeniden düşünme önerisini tekrarladı. Bir başka büyük devrimcinin, Blanqui’nin, Daniel için önemini anımsatan Kürkçügil, onun en karanlık zamanlarda bile dinmeyen “melankolik” cesaretini vurgulayarak sözlerini tamamladı.
|
|
|
Hayatın Kıyısından Tarihe Sıçrayanların Hikâyesi - Masis Kürkçügil |
|
|
|
|
Meline Manuşyan’ın büyük bir sadelik, coşku, aşk ve sadakatle donanmış, Misak Manuşyan’ın hayatı hakkında temel kaynak olan “Manuşyan” kitabı türkçede yayımlanırken, herhangi bir yıldönümü, anma, tartışma yokken Fransa’da iki kitap bir çizgi roman daha yayımlandı. Bunlara ilaveten Robert Guédigian’ın “L’Armée de Crime” (Caniler Ordusu) filmi Eylül 2009’da gösterime girdi. Uzun süre Manuşyan’ın kurşuna dizilmeden önce Meline’ye gönderdiği mektuptan esinlenmiş Aragon’un şiiri ve Leo Ferre’nin sesiyle belleklerde yer etmiş olan efsane, biraz daha ete kemiğe bürünüyor. İkinci Dünya Savaşı’nın doksanıncı yılı neredeyse sessiz sedasız geçiştirildi. Nazizmin yenilgisi sanki barbarlığın tarihe gömülmesine yetmişti. Yirminci yüzyılın tanıdığı en büyük felaket, yalnızca verdiği kayıplar, acılardan ibaret değil; en elverişsiz koşullarda bile insanlık onurunu ayakta tutmak için direnenlerin yazdığı sayfalar asla unutulmamalı. Düzenli orduların savaşlarında, salgın hastalıklarda, yoksullukta milyonlar yitirildi. Bütün bu anonim direnişçilerin yanı sıra tarih kendisine beklenmedik muhataplar da buldu. Katliamdan kurtulmuş, işgalden, faşizmden, Frankizmden, nazizmden, Yahudi düşmanlığından kaçmış, yurtlarından sökülmüş, yoksul basit insanlar barbarlık kapıyı çalınca ev sahiplerinden çok daha derin bir duyarlılıkla, zor bela tutundukları hayatın kıyısından tarihe sıçradılar.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bellekteki Boşluk ve 12 Eylül - Masis Kürkçügil |
|
|
|
|
Gelecek sene otuzuncu yılını dolduracak olan 12 Eylül’e ilişkin kitaplar, programlar, tartışmalar belki de şimdiden tezgâhlara sürülmüştür. Daha dün 68’in kırkıncı yılı anıldı, mülakatlar yapıldı, kitaplar basıldı. Sonra herkes köşesine çekildi. Anmalar, polemikler arşivlerde zararsız tartışmalar klasörlerinde yerlerini aldılar. Belleklerde kalan da eski muharipler cemiyetindeki muhabetlerden ibaretti. Okunması elzem kitapların miktarına ve satışına bakılırsa ilginin hayli gelgeç, yüzeysel olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Hafızayla herkesin farklı bir ilişkisi var ve bu ilişki sanıldığının aksine geçmişten çok gelecekle ilgili. İnsanlar ancak yeni bir gelecek tasarladıklarında belleklerini tazeleme ihtiyacı hissediyorlar. Anlamlı tartışmalar, çalışmalar da ancak böylesi bir yeniden inşa sürecinde ortaya çıkabiliyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Alain Krivine’le Söyleşi: 1968’e Gücünü Veren Genel Grevdi! |
|
|
|
|
Uraz Aydın - Foti Benlisoy Mesele 17, Mayıs 2008
68 hareketi, daha kırkıncı yıldönümü dolayısıyla gündeme gelmeden Sarkozy’nin seçim zaferi vesilesiyle tartışma konusu oldu. Sarkozy kendi seçim başarısını âdeta 68 geleneğine karşı kazanılmış bir zafer olarak değerlendirdi. Fransa’nın içerisinde bulunduğu ‘moral kriz’in sorumlusu olarak da 1968’i ilan etti. Kırk yıl sonra gelen bu ‘restorasyonculuğun’ (Alain Badiou ‘yeni Petain’cilik’ diyor) anlamı ne, Sarkozy neden bunca yıl sonra 1968 geleneğine saldırma gereğini duyuyor?
Her şeyden önce şunu vurgulamak gerekir ki, bu sözüm ona ‘ahlâki kriz’, sağın ve esas olarak da Sarkozy’nin önyargılarını okşayarak hitap etmek istediği aşırı sağın bir icadıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasındaki ‘değerler için muharebe’ kampanyasının önemi de buradan kaynaklanır. Burada sözü edilmek istenen, burjuva düzenini, bireyciliği, yeteneğin kutsanışını meşrulaştırmayı hedefleyen konformist, reaksiyoner burjuva ahlâkının savunusudur.
|
|
Devamını oku...
|
|
Sol, Kemalizm ve Ufuk Uras'ın '3M'si -Foti Benlisoy |
|
|
|
|
Mesele 10, Ekim 2007
Ufuk Uras’ın kaleme aldığı Kurtuluş Savaşı’nda Sol, Toktamış Ateş’in yönetiminde Altın Kitaplar’ca yayımlanan ‘Kurtuluş Savaşı Kütüphanesi’ adlı dizi kapsamında çıkmış bir kitap. Esas olarak bir el kitabı niteliğinde. Yani, Yeşil Ordu’dan Halk İştirakiyun Fırkası’na Milli Mücadele dönemindeki sol hareketlerin tarihsel seyrini ele alan ve bu konuda mevcut bilgileri derleyip toparlayan ‘giriş’ niteliğinde bir yardımcı kaynak çalışmasıyla karşı karşıyayız. Fakat açıkçası kitabı ilginç kılan yazarının kimliği ve kitabının konusunu dahil ettiği siyasi çerçeve. Ufuk Uras, ele aldığı dönemin ‘objektif’ gerçekliğini ‘yansız’ bir biçimde ortaya koyma iddiasındaki bir ‘tarihçi’ gibi yazmıyor. “Tarihsel bilgiyi bugünün ihtiyaçları üzerinden yorumlama” (s. 26) gibi ‘şimdici’ bir vurguyla ele alıyor nesnesini. Bu yaklaşımın kitabı daha ilgi çekici kıldığı aşikâr.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |