Anasayfa Toplumsal Hareket
Toplumsal Hareket
Şiddet ve Kolaycılık - Foti Benlisoy PDF Yazdır e-Posta

Türkiye sosyalist hareketinin şiddet ile hep sorunlu bir ilişkisi olduğunu söylemek malumu ilan etmek olur herhalde. Öykü biliniyor: 1968 eylemlerinin baskı ile karşılanması ve 12 Mart rejimi ile birlikte bazı öğrenci grupları kır ya da kent gerillası oluşturmaya yönelir. Aslında pek çok batı ülkesinde de 1968'in hızının kesilmesiyle birlikte benzer gruplar (özellikle RAF) böyle bir yönelime girmişlerse de Türkiye'de 68 öncesi ciddi bir radikal sol politik geleneğin varolmamasının bu dönemde edinilen karakteristiklerin kalıcılaşmasına neden olduğu söylenebilir. Türkiye'de solun kuruluş efsanelerinin bu dönemin şiddet eylemleri ile ilgili olması elbette bir tesadüf değildir. Üstelik, 1970'li yılların ikinci yarısında, "suni denge" ya da "politikleştirilmiş askeri savaş" gibi analizler kitlesel sol/sosyalist hareketler için siyaseten güncelliğini yitirdiyse de, o günün koşulları içerisinde bir önceki dönemin eleştirel bir değerlendirmesinin gerçekleştirilememiş olması, kuruluş efsanelerinin düşünsel planda hakimiyetini pekiştirmiştir.

Devamını oku...
 
Sosyal Forumlar: Çıkmadık Candan Ümit Kesilmezmiş - Eyüp ÖZER PDF Yazdır e-Posta

Yeniyol sayı 35 Ekim 2009

1990'ların sonu ve 2000'lerin ilk yıllarında öyle bir dönem vardı ki, uluslararası protestolar, küresel eylem günleri ve sosyal forumlar pek çok ülkede toplumsal muhalefetin rengini belirleyen önemli dinamiklerdendi. Birçok yerde uluslararası protestolarla eş zamanlı etkinlikler yapılıyor, topluca çeşitli uluslararası finans ve ticaret kurumlarının toplantılarına karşı yapılan eylemlere gidiliyordu. Seattle, Cenova vs. bugün bile sıkça başvurulan tarihsel referanslar haline geldiler ve bu eylemlerin yarattığı kültürden yeni bir eylemci kuşağı yetişti. Kimi siyasi hareketler bu yeni kuşak içinden kendilerine yeni kadrolar kazanmayı başardılar ve bu hareketlerin içinde büyüdüler. Bahsedilen dönem, 1980'lerde Reagan ve Thatcher'la başlayan neoliberal yeniden yapılanma sürecinin sonuçlarının artık iyice belirginleştiği bir dönemdi. Yine bu dönemde, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü vb. gibi bir uluslararası kurumlar ağı daha önce hiç görülmediği kadar görünürlük kazanmıştı. Neoliberal düzenlemelerin günlük hayatta yarattığı sorunlardan kaynaklanan hoşnutsuzluk, bu kurumlara yönelik tepkilerde kendine somut bir karşılık buldu. Bu kurumlar neoliberalizmin ete kemiğe bürünmüş haldeki temsilcileri olarak görüldü ve doğal olarak da protestolar doğrudan bu kurumların çeşitli toplantılarına yöneldi. Bu da, bu harekete kendiliğinden bir enternasyonalist nitelik kazandırdı. Ancak bu yeni enternasyonalizm tıpkı yeni eylemci kuşağı gibi öncekilerden farklıydı. 

Devamını oku...
 
Mültecilik, Devletin Düzenleme Pratiği ve Toplumsal Muhalefet - Maral Jefroudi PDF Yazdır e-Posta

Geçtiğimiz günlerde “misafirhane” adı altındaki gözaltı merkezlerinde gözden ırak tutulmaya çalışılan sığınmacılar çıkardıkları isyanla seslerini kapatıldıkları duvarların dışına taşıdılar. Kumkapı’daki Yabancılar Şube Müdürlüğü Misafirhanesi’nde süresiz olarak tutulan gözaltındaki “yabancılar,” misafirhanedeki yaşam koşullarına tepki olarak camları kırdılar, yataklarını, battaniyelerini ateşe verdiler. Bu Kumkapı’da yaşanan ilk isyan değildi. Kumkapı’daki isyanın ardından, aynı ay içerisinde Kırklareli’ndeki Gaziosmanpaşa Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nden de benzeri haberler geldi. Aralarında İsveç Hükümeti tarafından mülteci olarak kabul edilen bir kişinin de bulunduğu üç sığınmacı bir yılı aşkın süredir keyfi olarak Kırklareli’nde tutulmalarını ve yaşam koşullarını protesto etmek için açlık grevine girdiler. Bu Kırklreli’nde de yaşanan ilk isyan değildi. Geçtiğimiz yaz, Kırklareli’ndeki “misafirhanede” çıkan isyan bir kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı.  

Devamını oku...
 
G 20: Durmak Yok, Neoliberal Politikalara Devam! - Köstebek PDF Yazdır e-Posta

Kapitalizmi içine girdiği bunalımdan çıkarmaya çalışan egemenlerin temsilcileri, Davos'un ardından nisan ayının ilk günlerinde bu kez Londra'da buluştu. Ekonomisi en büyük on dokuz ülkenin ve Avrupa Birliği'nin temsil edildiği G20'nin şiddetli protestolara sahne olan zirvesi, mevcut ekonomik ve finansal sistemin kendi yarattığı krizden çıkış konusunda herhangi bir çözüm sunamayacağını açıkça gösterdi. Neoliberal politikalardan hâlâ umudunu kesmemiş olanlar bile, "krize çözüm", "tarihsel dönemeç" tezahüratlarıyla selamladıkları buluşmanın ardından hayal kırıklıklarını gizlemekte zorlandılar ve zirvenin bilançosunu "ortak mücadele kararı alındı" gibi muğlak ifadelerle geçiştirdiler. G20 toplantısının ardından akıllarda kalan, yukarıdakilerin dehşetengiz planlarından, somut stratejilerinden ziyade; aşağıdakilerin öfkesi ve polisin –bir kişinin de ölümüyle sonuçlanan– hoyratlığı oldu.

Devamını oku...
 
KRİZİN FATURASINI ZENGİNLER ÖDESİN! Köstebek PDF Yazdır e-Posta

Ekonomik kriz, yoksulluğu daha da derinleştirirken, ekolojik krizle birleşiyor, militarizmi körüklüyor, toplumların muhafazakarlaşması sürecini hızlandırıyor ve Güney’i yok oluşa mahkum ediyor. “Ya büyü ya da öl” şiarına dayalı kapitalizmin kendisini yeniden üretemediği ama yerine yenisinin geçemediği bu dönemde, tüm kısmi toplumsal mücadelelerin, yoksulların, işçilerin, işsizlerin, kadınların, yerlilerin, Güney halklarının, kentsel dönüşümden etkilenenlerin, dışlanmışların kapitalizmi alt etmek için bir arada mücadele etmesi gerekiyor. Bu mücadelenin üzerinde yükseleceği kapitalizmi aşan ortak talepler manzumesi de, reformlara değil, kapitalizmden acil çıkışa işaret etmeli. Fabrikalarda, işyerlerinde ve mahallelerde bu ortak taleplerin yerine getirilmesini denetleyen; üyeleri seçenlerin isteklerine göre geri çağırılabilen, demokratik olarak seçilmiş bir komiteler ağı üzerinden bir işçi hükümetinin kurulmasını hedeflemelidir.

Devamını oku...
 


YENİYOL Son Sayı

Avrupa Sosyal Forumu Gazetesi

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG

Yazın Yayıncılık'dan


 

Tarih ve Siyaset Sarkacında - Masis Kürkçügil
Otuz yıllık bir dönemde, siyasetten hareketle tarihe yönelen tartışmaların ürünü olan bu derlemede yer alan Cumhuriyet ve Sosyalizm, Altmışlarda Sosyalist Hareketin Oluşumu, Ermeni Meselesi, Milli Mücadele vb. gibi yazılar, esas olarak özetlenebilir. Dolayısıyla bunlar; bitmiş, tükenmiş, hallolmuş, öğrenilmiş bir tarihe ilişkin olmayıp, yeniden ve yeniden gündeme gelen, bugünü ve geleceği şekillendirmeye yönelik geçmişe ilişkin sorunları, aşağıdan, yeniliklerin umudunu yeşertecek bir kapının aralanmasına yönelik, siyasetle tarih arasındaki sarkaca tutunmaya çalışan yazılardır. Tabii önceleyen tarih değil siyasettir. Dolayısıyla vaki olanın yanı sıra öngörülebilecek olan, ihtimal dahilinde olabilecek olan da bugün ve gelecek için hesaba dahil edilmeye çalışılmıştır.

 

Althusser'e Karşı Marks İçin
Ernest Mandel, Michael Lowy, Daniel Bensaid
"Okuyacağınız denemelerin yazarlarının göstermek istedikleri tam da Althusser'in aşılması gerektiği ve bunun varoluşçu ya da bilimsel tüm çabaya düşman bir Marksizmin tuzağına düşmeden yapılabileceği. Yazarların savundukları bakış açıları her zaman tıpatıp aynı değil, ama girişimdeki derin birlik, çağımıza uyum sağlamış bir devrimci Marksizmin kendini kabul ettirmesi için müzadele etme ortak iradesinde yatıyor. Bunun için hepsi Troçkizmin ve IV. Enternasyonalin kazanımlarından güç alıyorlar. Bunu hazır reçetelere gereksinim duydukları için değil, böylelikle teorik ve politik dakikliği seçtiklerine ikna oldukları için yapıyorlar." -  Jean-Marie Vincent 

Marksist İktisat Teorisi: Çağdaş Kapitalizm ve Kriz
"Güncel krizin temel meselelerinden biri, modern bir antikapitalizmin gerek kuramsal, gerek siyasi açıdan yeniden inşasıdır. Bu krizin kapitalizmin bizatihi temelleriyle ilgili olduğunu ve kapitalizmin, bu sistemin temel toplumsal ilişkileri yeniden tartışma konusu yapılmaksızın içinden çıkılamayacak bir çıkmazda olduğunu göstermek söz konusudur. Mevcut konjonktürde, bu acil ve öncelikli bir görev halini almıştır:
Krizle birlikte, bir yandan barbarlıkla, diğer yandan toplumsal dönüşüm arasında zamana karşı bir yarış başlamıştır; artalanda ekolojik krizin yarattığı tehdit de eklendiğinde, bu seçim daha da hayati bir önem kazanmıştır."