Anasayfa Biz Kimiz? Sosyalist Demokrasi için YENİYOL
Sosyalist Demokrasi için YENİYOL PDF Yazdır e-Posta

http://sdyeniyol.org/grafikler/yenbeyaz.jpgÇoğulcu, feminist, ekolojist, özyönetimci ve enternasyonalist bir sosyalizm için; sosyalist demokrasi içinYeniyol

Uluslararası devrimci Marksist geleneğin ve Dördüncü Enternasyonal'in bir parçası olarak Yeniyol, sosyalist hareketin dünya çapında yeniden yapılanması, birleşik devrimci kitle partileri kurulması çabasının bir bileşeni olarak Türkiye'de de birleşik, antikapitalist bir kitle partisinin inşasına elinden geldiğince katkıda bulunmaya çalışıyor. Zira biliyoruz ki dünyada sömürünün, ezilmişliğin,
baskının ortadan kaldırılması hiç bir partinin ve hiç bir enternasyonalin doğrusal büyümesiyle gerçekleşmeyecektir.

Yeniyol, Sürekli Devrim dergisinin yayınlanmasından bu yana sosyalistlerin ortak bir eylem programı çerçevesine bireşik mücadelesini savunageldi ve hiç kuşkusuz birleşik devrimci bir kitle partisi bu ortak eylemliliğin en ileri biçimidir. Bu anlamda 1980 darbesi sonrasında sosyalist hareketin yeniden toparlanması sürecinde daima birleşik sosyalist kampanyaların yanında, içinde olmayı görev bildik.

Yeniden arındırılmış, kaynağına döndürülmüş, köktenci, özgürlükçü, insani, eşitlikçi, feminist, ekolojist, demokratik ve enternasyonalist bir sosyalizm arayışları farklı kesimlerde ama bu konuda en büyük engel “gelenek” yokluğunda değil, anlayışın yanı sıra sosyalist hareketin henüz yenilenme sürecini aşamamış olmasındadır.
Mücadele içinde kendi programını kitlelere mal edebilecek yapılanmalar olmaksızın her türden “gelenek” üzerine karşılıklı olarak “hu” çekecek olanlar, ölü metinlerin birleştirmekten çok ayırmaya hizmet edeceğini bilmelidirler. Dün olduğu gibi bugün de kendilerini şu veya bu merkeze doğrudan ya da platonik olarak bağlı hissedenler, somut tutum belirlemelerinde aynı gelenekte olduklarını iddia ettiklerinden çok, rahatlıkla farklı kökenden gelme akımlarla ortak olabilirler. Sosyalist harekette çekilinecek olan nokta farklı gurupların varlığı değil, farklılıkların mümkün birlikte hareketlilikleri engellemesidir.
Tartışma elbette önemlidir ama tartışmanın bizzat kendisi eyleme yönelik ve hatta eylem içerisinde değilse, tartışmada anlaşmak bile bir çözüm olmayacaktır. Eylemi öngörmeyen, eylembirliğine ulaşmayan fikir alışverişi ile anlamlı bir ilerleme katetmek mümkün değildir. O nedenle çeşitli "birlik konferansları"na değil eylemliliği öngören birleşik kampanyalara katılmayı daha uygun bulduk.

Diğer yandan sosyalist yeniden yapılanma ve birleşik partilerin oluşumu için muhakkak ki sadece çeşitli grupların bir araya gelmesinden ibaret olarak anlaşılamaz. Bu aynı zamanda günün sorunlarına verilecek ortak yanıtlarla, yani ortak bir eylem programının benimsenip içselleştirilmesiyle mümkündür.

Bu yaklaşımların bir ifadesi olarak önce 1994 yılındaki Birleşik Sosyalist Kampanya'ya ardından da Birleşik Sosyalist Parti'nin (BSP) inşasına katıldık. Esas olarak BSP, GBK birleşmesi ile 1996 yılında kurulan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) muhakkak ki Türkiye'de sosyalistlerin bu güne kadarki en büyük birleşik parti deneyimidir. Yeniyol halen ÖDP içerisinde partinin inşasına ve eylemliliğine katkıda bulunmaya çalışmaktadır.

 

 

Sovyetler Birliği'nin ve diğer yozlaşmış bürokratik işçi devletlerinin çöküşünün ardından 1990 öncesinden çok daha farklı bir dünya ile karşı karşıyayız. Bir yandan Stalinizmin sosyalistler ve emekçi kesimler üzerindeki bunaltıcı hegamonyası çözülürken, bir yandan da kapitalist küreselleşme ezilenlerin gözünde alternatifi olmayan bir kader gibi algılanmaktadır. Bu manzaraya muhakkak ki yozlaşmış işçi devletleri pratiğinin kitleler nezdinde sosyalizmin itibarını ölümcül biçimde zedelemesi de eklenmeli.

Böylesi bir dünya durumunda sosyalist hareketin kendini zihnen ve örgütsel olarak  yenilememesi ve geride kalmış bir gerçekliğin peşinde ezberlediklerini tekrarlayıp durmasınının onu kitlelerin gözünde güncellikten uzak, arkaik bir sekt olmaya sürükleyecektir. Geçmişte de bugün de önemli olan, yerel özgüllüklerden uzak, başkalarının yaşadıklarından tarihsel haklılık peşinde koşan, nerede ve nasıl geçerli olduğu ayrıca belirlenmesi gereken doğruları haykıran bir sekt durumuna düşmemeye özen gösterilmesidir. Yani Uluslararası programın geliştirilmesinin yerel gerçekliklerin özgül değerlendirmeleri ve buna uygun mücadeleleri yürürlüğe sokarak “programatik müdahale” esas alınabilir.

Bugün dünyada ezilenlerin mücadelesi çok çeşitli biçimler altında sürüyor. Emekçilerin hak mücadelesi, kadınların erkek egemen sisteme karşı mücadelesi, ezilen ulusların mücadelesi çok farklı biçimler alıyor. Diğer yandan kapitalizm artık sadece emekçileri ezmiyor, üzerinde yaşadığımız gezegeni de öldürüyor. Tüm bunlardan dolayı sosyalizm artık tüm bu sorunlara yanıt verebilecek ölçüde yenilenme göreviyle karşı karşıyadır.

Enternasyonalizmi adresi belirsiz göndermeler, platonik bağlılıklar olarak değil; somuta angajmanlar olarak kabul eden; enternasyonalizmi ulusların eşitliğine indirgeyen küçük burjuva enternasyonalizmi olarak değil, ulusal farklılık gözetmeksizin aşağıdakilerin, emekçilerin, ezilenlerin birlikteliği olarak kabul eden; devrimi sürekli ama doğrudan demokrasisiz düşünmeyen, çoğulcu olmayan her türlü girişimin karşısında olduğunu ve bunun nihayetinde sınıflı toplumun bir ürünü olduğunu, sosyalist demokrasinin burjuva demokrasisinden daha derin geniş ve vazgeçilmez oldğunu kabul etmeyen bir sosyalizm anlayışının bize uzak olduğunu ilan ederiz.

Bu anlamda yeniden tekrarlamak gerekir ki, bizim sosyalizmimiz otantik, katılımcı, farklılıkları dıştalayan değil içeren, çoğulcu, feminist, ekolojist, özyönetimci ve enternasyonalist bir sosyalizmdir.

 

YENİYOL Son Sayı

Avrupa Sosyal Forumu Gazetesi

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG

Yazın Yayıncılık'dan


 

Tarih ve Siyaset Sarkacında - Masis Kürkçügil
Otuz yıllık bir dönemde, siyasetten hareketle tarihe yönelen tartışmaların ürünü olan bu derlemede yer alan Cumhuriyet ve Sosyalizm, Altmışlarda Sosyalist Hareketin Oluşumu, Ermeni Meselesi, Milli Mücadele vb. gibi yazılar, esas olarak özetlenebilir. Dolayısıyla bunlar; bitmiş, tükenmiş, hallolmuş, öğrenilmiş bir tarihe ilişkin olmayıp, yeniden ve yeniden gündeme gelen, bugünü ve geleceği şekillendirmeye yönelik geçmişe ilişkin sorunları, aşağıdan, yeniliklerin umudunu yeşertecek bir kapının aralanmasına yönelik, siyasetle tarih arasındaki sarkaca tutunmaya çalışan yazılardır. Tabii önceleyen tarih değil siyasettir. Dolayısıyla vaki olanın yanı sıra öngörülebilecek olan, ihtimal dahilinde olabilecek olan da bugün ve gelecek için hesaba dahil edilmeye çalışılmıştır.

 

Althusser'e Karşı Marks İçin
Ernest Mandel, Michael Lowy, Daniel Bensaid
"Okuyacağınız denemelerin yazarlarının göstermek istedikleri tam da Althusser'in aşılması gerektiği ve bunun varoluşçu ya da bilimsel tüm çabaya düşman bir Marksizmin tuzağına düşmeden yapılabileceği. Yazarların savundukları bakış açıları her zaman tıpatıp aynı değil, ama girişimdeki derin birlik, çağımıza uyum sağlamış bir devrimci Marksizmin kendini kabul ettirmesi için müzadele etme ortak iradesinde yatıyor. Bunun için hepsi Troçkizmin ve IV. Enternasyonalin kazanımlarından güç alıyorlar. Bunu hazır reçetelere gereksinim duydukları için değil, böylelikle teorik ve politik dakikliği seçtiklerine ikna oldukları için yapıyorlar." -  Jean-Marie Vincent 

Marksist İktisat Teorisi: Çağdaş Kapitalizm ve Kriz
"Güncel krizin temel meselelerinden biri, modern bir antikapitalizmin gerek kuramsal, gerek siyasi açıdan yeniden inşasıdır. Bu krizin kapitalizmin bizatihi temelleriyle ilgili olduğunu ve kapitalizmin, bu sistemin temel toplumsal ilişkileri yeniden tartışma konusu yapılmaksızın içinden çıkılamayacak bir çıkmazda olduğunu göstermek söz konusudur. Mevcut konjonktürde, bu acil ve öncelikli bir görev halini almıştır:
Krizle birlikte, bir yandan barbarlıkla, diğer yandan toplumsal dönüşüm arasında zamana karşı bir yarış başlamıştır; artalanda ekolojik krizin yarattığı tehdit de eklendiğinde, bu seçim daha da hayati bir önem kazanmıştır."