Bir siyasal akımın “programsız” olması düşünülemeyeceği gibi, programı temel noktalarda belirlenmemiş bir dergi de bir siyasal birliğin ürünü olmadığından her arayışta yeni bir çehre, yeni bir omurga edinmek zorunda kalacaktır. Yeniyol'u bir dizi yoldan ayırt edip, ona meşruiyetini veren unsur genel geçer ibarlerde değil, yerel ve enternasyonal geleneğindedir.
Yeniyol, 1978 yılında yayınlanmaya başlayan ilk devrimci Marksist dergi Sürekli Devrim'in ve 1980'de yayınlanan Ne Yapmalı'nın sürdürücüsüdür. Bu açıdan bir gelenek değil bir temsil söz konusudur. Ne Yapmalı'dan sonra Enternasyonal, kısmen İlk Adım dergisinin ilk altı sayısı ve Yeniyol'un önceki dönemi tamamlayıcı evreler olarak kabul edilebilir.
Sürekli Devrim ve Ne Yapmalı devrimci Marksist bir geleneğin söz konusu olmadığı bir toprakta temel programatik kazanımlar çerçevesinde özgül politikalar üretmeye ve gücü oranında bunları gerçekleştirmeye çalışmıştı. Devrim, enternasyonalizm, ulusal sorun, faşizm, birleşik cephe taktikleri (devrimcilerin birliği, işçi kitle partisi), merkezcilik, seçimler, durum değerlendirmeleri 1978 Temmuz'unda Bildirge'nin açımlanması olarak ele alındı.
Bu ilk devrimci Marksist Bildirge bize önemli bir kalkış noktası vermekteyse de dünya sosyalist ve işçi hareketinin son dönemde yaşadığı gelişmeler (sosyalist demokrasi, feminizm, ekoloji, yeni toplumsal hareketler) Yeniyol'un “nasıl bir sosyalizm” sorusuna öncekinden farklı bir açıklık getirmeyi zorunlu kılmaktadır.
Sürekli Devrim dergisi herhangi bir hareketten kopmanın ürünü değildi ve Türkiye sosyalist hareketi soyağacında da ayrı bir yer tutmaktaydı. Bunun anlamı, Sürekli Devrim'in Türkiye sosyalist hareketinde varolmuş olan akımların hepsinin ortak kökü olan TKP'den ve dolayısıyla Stalinizmden ve onun çeşitli varyantlarından tamamıyla farklı bir zeminde kendini oluşturmasıdır. Bir başka deyişle Uluslararası sosyalist harekette 1923'de Pravda'da yayınlanıp Yeni Yol başlığı altında toplanan yazılarla başlayan bir yol ayrımının o günkü uzantılarından biri olarak kendi siyasal dayanaklarını oluşturmasıydı. Bunlara elbette Kominten'in ilk dört kongre kararları ve Geçiş Programı da eklenmeli.Ama tarih muhakkak ki, 1938'de Geçiş Programı'nın yazılmasıyla ya da Troçki'nin 1940'da öldürülmesiyle bitmemiştir. Bu yol ayrımı 1938'de Dördüncü Enternasyonal'in kuruluşuna uzanan Sol Muhalefet'in oradan 70 yıldır sosyalizmin onurunu ve sürekliliğini temsil eden bir akımın, yani Dördüncü Enternasyonal'in mücadelesinin temel kazanımlarında bugün artık her zamankinden çok daha belirgin bir hale gelmiştir.
Devrimci Marksist program, altmışlı yıllardan bu yana önüne çıkan yeni sorunsallara dair verilen “Sosyalist Demokrasi ve Proletarya Diktatörlüğü”, “Kadınların Kurtuluşu ve Sosyalizm”, “Yeni Bildirge” “Ekoloji” gibi temel dökümanlarla güncelleşip zenginleşmektedir.













